<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>CadÄ± KÃ¼ltÃ¼ ve OrtaÃ§aÄŸda CadÄ± AvÄ± yazÄ±sÄ±na yapÄ±lan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.uzelgi.com/index.php/2010/01/31/cadi-kultu-ve-ortacagda-cadi-avi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.uzelgi.com/index.php/2010/01/31/cadi-kultu-ve-ortacagda-cadi-avi/</link>
	<description>Toplam gerÃ§eklik, dÃ¼nyadÄ±r!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 27 Nov 2011 06:09:20 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
	<item>
		<title>nihiluz tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.uzelgi.com/index.php/2010/01/31/cadi-kultu-ve-ortacagda-cadi-avi/comment-page-1/#comment-179</link>
		<dc:creator>nihiluz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 18:20:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.uzelgi.com/?p=1398#comment-179</guid>
		<description>&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.uzelgi.com/index.php/2011/04/22/cadi-avi-ve-cautico-criminalis/&quot; rel=&quot;nofollow&quot;&gt;http://www.uzelgi.com/index.php/2011/04/22/cadi-avi-ve-cautico-criminalis/&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.uzelgi.com/index.php/2011/04/22/cadi-avi-ve-cautico-criminalis/" rel="nofollow">http://www.uzelgi.com/index.php/2011/04/22/cadi-avi-ve-cautico-criminalis/</a></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>nihiluz tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.uzelgi.com/index.php/2010/01/31/cadi-kultu-ve-ortacagda-cadi-avi/comment-page-1/#comment-178</link>
		<dc:creator>nihiluz</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2011 18:19:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.uzelgi.com/?p=1398#comment-178</guid>
		<description>&lt;p&gt;TeÅŸekkÃ¼rler, Ali Ä°hsan DeÅŸtioÄŸlu. YazÄ±yÄ± yeni bir sunuda kullandÄ±m.&lt;/p&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>TeÅŸekkÃ¼rler, Ali Ä°hsan DeÅŸtioÄŸlu. YazÄ±yÄ± yeni bir sunuda kullandÄ±m.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ali Ä°hsan DeÅŸtioÄŸlu tarafÄ±ndan</title>
		<link>http://www.uzelgi.com/index.php/2010/01/31/cadi-kultu-ve-ortacagda-cadi-avi/comment-page-1/#comment-130</link>
		<dc:creator>Ali Ä°hsan DeÅŸtioÄŸlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Apr 2010 06:33:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.uzelgi.com/?p=1398#comment-130</guid>
		<description>Friedrich Von Spee, Alman kenti WÃ¼rzburg&#039;da cadÄ±lÄ±kla suÃ§lanan kiÅŸilerin itiraflarÄ±nÄ± iÅŸitme ÅŸansÄ±zlÄ±ÄŸÄ±nÄ± yaÅŸamÄ±ÅŸ bir Cizvit papazÄ±ydÄ±. Von Spee 1631&#039;de Kilise/Devlet&#039;in masumlara karÅŸÄ± yÃ¼rÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼ bu terÃ¶rist eylemin Ã¶zÃ¼nÃ¼ ortaya koyan Cautico Criminalis (YargÄ±Ã§lar Ä±Ã§in Ã–nlemler) isimli bir kitap yayÄ±mladÄ±. CezalandÄ±rÄ±lmadan Ã¶nce, hastalara hizmet veren bir mahalle papazÄ± olarak vebadan Ã¶ldÃ¼. Ä°ÅŸte onun kitabÄ±ndan bir bÃ¶lÃ¼m:
Â 
1. Biz Almanlar ve Ã¶zellikle (sÃ¶ylemekten utanÃ§ duysam da) Katolikler arasÄ±nda popÃ¼ler hurafeler, kÄ±skanÃ§lÄ±k, iftira, arkadan Ã§ekiÅŸtirme, idam gibi cezalandÄ±rÄ±lÄ±p reddedilmeyen, Ã¼stelik cadÄ±lÄ±k ihbarÄ± yerine geÃ§en davranÄ±ÅŸlar inanÄ±lmaz derecede yaygÄ±n. ArtÄ±k herÅŸeyden TanrÄ± ya da doÄŸa deÄŸil, cadÄ±lar sorumlu tutulur oldu.
2. BÃ¶ylelikle herkes bir yaygara koparÄ±p hakimlerin, dedikodunun bÃ¶ylesi kalabalÄ±k bir sayÄ±ya ulaÅŸtÄ±rdÄ±ÄŸÄ± cadÄ±larÄ± sorgulamasÄ±nÄ± ister.
3. Sonra prensler yargÄ±Ã§lara emir salar ve aracÄ±lar cadÄ±lar aleyhinde zabÄ±t tutar.
4. Ellerinde hiÃ§ emare ya da kanÄ±t olmayan yargÄ±Ã§lar, nereden baÅŸlayacaklarÄ±nÄ± bir tÃ¼rlÃ¼ bilemezler.
5. Bu arada, insanlar bu gecikmeye kuÅŸkuyla bakmaya baÅŸlar ve prensler ÅŸu ya da bu gammazcÄ± tarafÄ±ndan bu durumdan haberdar edilir.
6. Almanya&#039;da bu prenslerin hatÄ±rÄ±nÄ± kÄ±rmak ciddi bir suÃ§tur; din adamlarÄ± bile, bu prensler (iyi niyetle de olsa) kim tarafÄ±ndan kÄ±ÅŸkÄ±rtÄ±lmÄ±ÅŸ olursa olsun, onlarÄ± memnun edecek herÅŸeyi onaylarlar.
7. Sonunda, yargÄ±Ã§lar onlarÄ±n isteklerine boyun eÄŸer ve bir yolunu bulup davaya baÅŸlarlar.
8. Bu ince iÅŸe karÄ±ÅŸmaktan korktuklarÄ± iÃ§in davayÄ± hala geciktiren diÄŸer yargÄ±Ã§lara Ã¶zel bir sorgucu gÃ¶nderilir. Bu soruÅŸturma alanÄ±nda, sorgucunun iÅŸe kattÄ±ÄŸÄ± her tÃ¼rlÃ¼ deneyimsiz ve kibirli tavÄ±r adalet uÄŸruna sayÄ±lÄ±r. Sorgucunun adalet sevdasÄ±, hele de yoksul ve Ã§ok Ã§ocuklu, aÃ§gÃ¶zlÃ¼ biriyse, kÃ¢r umuduyla iyice bilenir. Zira bu kiÅŸilere ufak tefek Ã¼cretler ve yakaladÄ±klarÄ±ndan zorla alma hakkÄ±na sahip olduklarÄ± Ã¶denek dÄ±ÅŸÄ±nda, yakÄ±lan cadÄ± baÅŸÄ±na dolgun bir Ã¶dÃ¼l de verilir.
9. Deli bir adamÄ±n abuk subuk sÃ¶zleri ya da haince ve boÅŸ bir sÃ¶ylenti (ki zaten kanÄ±t aranmaz) zavallÄ± yaÅŸlÄ± bir kadÄ±nÄ± hedef alÄ±yorsa, kadÄ±nÄ±n baÅŸÄ± dertte demektir.
10. Yine de kadÄ±nÄ±n baÅŸka kanÄ±t olmaksÄ±zÄ±n sÄ±rf sÃ¶ylentiye bakÄ±larak mahkemeye Ã§Ä±karÄ±lacaÄŸÄ± gÃ¶rÃ¼ntÃ¼sÃ¼nden kurtulmak iÃ§in, ÅŸu ikilem Ã¶ne sÃ¼rÃ¼lerek belli bir suÃ§luluk savÄ± oluÅŸturulur: KadÄ±n ya kÃ¶tÃ¼ ve uygunsuz ya da iyi ve uygun bir yaÅŸam sÃ¼rmÃ¼ÅŸtÃ¼r. EÄŸer kÃ¶tÃ¼yse, suÃ§lu sayÄ±lmalÄ±dÄ±r. Ã–te yandan iyi bir yaÅŸamÄ± olduysa, bu da aynÄ± Ã¶lÃ§Ã¼de kÃ¶tÃ¼dÃ¼r; Ã§Ã¼nkÃ¼ cadÄ±lar gerÃ§ek yÃ¼zlerini gizleyip, Ã¶zellikle erdemli gÃ¶rÃ¼nmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±r.
11. DolayÄ±sÄ±yla yaÅŸlÄ± kadÄ±n hapsedilir. Ä°kinci bir ikileme baÅŸvurarak yeni bir kanÄ±t bulunur: Mahkum korkuyordur ya da korkmuyordur. Kendisine yapÄ±lacak korkunÃ§ iÅŸkenceleri duyduÄŸunda korkarsa, bu kesin kanÄ±t sayÄ±lÄ±r; Ã§Ã¼nkÃ¼ bilinci onu suÃ§lamaktadÄ±r. Masumiyetine gÃ¼venerek korkmazsa, bu da kanÄ±t sayÄ±lÄ±r; Ã§Ã¼nkÃ¼ cadÄ±lar hep masummuÅŸ gibi davranÄ±p cesurca bir tavÄ±r takÄ±nÄ±r.
12. Tek kanÄ±t bunlar olmasÄ±n diye sorgucu, genellikle ahlaksÄ±z ve rezil kiÅŸiler olan casuslarÄ±nÄ±, kadÄ±nÄ±n tÃ¼m geÃ§miÅŸ yaÅŸamÄ±nÄ± didiklemekle gÃ¶revlendirir. Bu iÅŸ tabii ki kadÄ±nÄ±n sÃ¶zde yaptÄ±ÄŸÄ± ya da sÃ¶ylediÄŸi ve bÃ¶ylesi kÃ¶tÃ¼ adamlarÄ±n kolayca cadÄ±lÄ±k kanÄ±tÄ± olarak Ã§arptÄ±rabilecekleri ÅŸeyler uydurmadan olmaz. 
13. ArtÄ±k kadÄ±nÄ±n kÃ¶tÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ne inanmÄ±ÅŸ herkesin eline, ona karÅŸÄ± istedikleri suÃ§lamayÄ± getirmek iÃ§in bol bol fÄ±rsat geÃ§miÅŸ olur; herkes kadÄ±nÄ±n aleyhindeki kanÄ±tÄ±n gÃ¼Ã§lÃ¼ olduÄŸunu sÃ¶yler.
14. Ve kadÄ±n derhal iÅŸkence masasÄ±na yatÄ±rÄ±lÄ±r; tabii eÄŸer, Ã§oÄŸunlukla olduÄŸu gibi, tutuklandÄ±ÄŸÄ± ilk gÃ¼n iÅŸkence gÃ¶rmeye baÅŸlamadÄ±ysa. 
15. Bu davalarda kimseye avukat tutma ya da adil savunma hakkÄ± tanÄ±nmaz; Ã§Ã¼nkÃ¼ cadÄ±lÄ±k, tÃ¼m hukuk sÃ¼recinin bir kenara konulabileceÄŸi kadar bÃ¼yÃ¼k bir suÃ§ sayÄ±lÄ±r ve her kim tutukluyu savunmaya kalkarsa, kendisi cadÄ± olduÄŸu yolunda kuÅŸku uyandÄ±rÄ±r. Davalarda iddia makamÄ±na karÅŸÄ± tek bir sÃ¶z sÃ¶ylemeye ve yargÄ±Ã§larÄ± dikkatli olmaya Ã§aÄŸÄ±rmaya cesaret edenlere de derhal &#039;cadÄ± destekÃ§isi&#039; yaftasÄ± yapÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lÄ±r. Bu nedenle herkes korkudan dilini tutar.
16. BÃ¶ylelikle kadÄ±nÄ±n kendini savunma ÅŸansÄ± var gibi gÃ¶sterilerek mahkemeye getirilir, suÃ§unu gÃ¶steren kanÄ±tlar sunulur ve incelenir - buna incelemek denirse tabii.
17. Bu suÃ§larÄ± reddetse ve her suÃ§lamaya doyurucu yanÄ±tlar verse de hiÃ§ dikkate alÄ±nmaz ve yanÄ±tlarÄ± kayÄ±tlara ile geÃ§mez. VerdiÄŸi yanÄ±tlar ne denli kusursuz olsa da, iddianame gÃ¼cÃ¼nÃ¼ ve geÃ§erliliÄŸini korur. SanÄ±k, inatÃ§Ä±lÄ±kta Ä±srar edip etmeyeceÄŸini bir kez daha dÃ¼ÅŸÃ¼nmesi iÃ§in tekrar hapse gÃ¶nderilir. SuÃ§unu inkar ettiÄŸine gÃ¶re inatÃ§Ä±lÄ±k ediyor demektir.
18. Ertesi gÃ¼n tekrar mahkemeye getirilerek, sanki suÃ§lamalarÄ± yalanlamamÄ±ÅŸÃ§asÄ±na yeniden iÅŸkenceye mahkum edilir.
19. Ancak iÅŸkenceden Ã¶nce kadÄ±nÄ±n tÄ±lsÄ±mlarÄ± aranÄ±r: TÃ¼m vÃ¼cudu traÅŸ edilerek, kadÄ±nlÄ±k organÄ±nÄ±n saklÄ± olduÄŸu o Ã¶zel yerler bile utanmaksÄ±zÄ±n enikonu incelenir.
20. Bunun nesi o kadar ÅŸaÅŸÄ±rtÄ±cÄ±? Rahiplere de aynÄ± ÅŸekilde davranÄ±lÄ±r.
21. KadÄ±n traÅŸ edilip arandÄ±ktan sonra, gerÃ§eÄŸi itiraf etmesi, yani bundan baÅŸka doÄŸru olmayacaÄŸÄ±ndan ve olamayacaÄŸÄ±ndan, istedikleri aÃ§Ä±klamayÄ± yapmasÄ± iÃ§in iÅŸkence gÃ¶rÃ¼r.
22. Birinci derece, yani en hafif iÅŸkence ile iÅŸe baÅŸlanÄ±r. AslÄ±nda Ã§ok aÄŸÄ±r bir iÅŸkence olmasÄ±na karÅŸÄ±n, ardÄ±ndan gelenlerin yanÄ±nda hafif kalÄ±r. Bu nedenle, itiraf ederse, kadÄ±nÄ±n iÅŸkence gÃ¶rmeden itiraf ettiÄŸini sÃ¶ylerler!
23. Hangi prens, kendiliÄŸinden, iÅŸkence gÃ¶rmeksizin itirafta bulunmuÅŸ birinin suÃ§luluÄŸundan kuÅŸku duyabilir?
24. BÃ¶ylece sanÄ±k hiÃ§bir vicdan yÃ¼kÃ¼ duymadan Ã¶lÃ¼me mahkum edilir. Ancak, itiraf etmese de idam edilecektir; Ã§Ã¼nkÃ¼ bir kez iÅŸkence baÅŸladÄ± mÄ±, iÅŸin ucunda zaten Ã¶lÃ¼m vardÄ±r: Ondan kaÃ§amaz, Ã¶lmeye mecburdur.
25. Ä°tiraf etsin ya da etmesin, sonuÃ§ aynÄ±dÄ±r. Ä°tiraf ederse, suÃ§u aÃ§Ä±ktÄ±r: Ä°dam edilir. SÃ¶zÃ¼nÃ¼ geri alsa da boÅŸunadÄ±r. Ä°tiraf etmezse, iÅŸkence yinelenir -iki, Ã¼Ã§, dÃ¶rt kez. Ä°stisnai suÃ§larda, iÅŸkencede sÃ¼re, ÅŸiddet ya da sÄ±klÄ±k sÄ±nÄ±rÄ± yoktur. 
26. Ä°ÅŸkence sÄ±rasÄ±nda yaÅŸlÄ± kadÄ±n acÄ±yla yÃ¼zÃ¼nÃ¼ buruÅŸturursa, gÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ sÃ¶ylerler, bilincini kaybederse, uyuyor ya da kendine sessiz kalma bÃ¼yÃ¼sÃ¼ yapÄ±yor demektir. Ve konuÅŸmazsa, yakÄ±n zamanlarda birkaÃ§ kez iÅŸkence gÃ¶rmÃ¼ÅŸ olmasÄ±na karÅŸÄ±n, soruÅŸturmacÄ±larÄ±n istediÄŸini sÃ¶ylemeyen bazÄ±larÄ± gibi, diri diri yanmayÄ± hak eder.
27. GÃ¼nah Ã§Ä±karan papazlar ve rahipler bile kadÄ±nÄ±n inatÃ§Ä±, tÃ¶vbe etmez bir tutum iÃ§inde olduÄŸuna; doÄŸru yola dÃ¶nmeye ya da erkek ifritinden ayrÄ±lmaya razÄ± olmayÄ±p ona baÄŸlÄ± kaldÄ±ÄŸÄ±na inanÄ±rlar.
28. KadÄ±n Ã¶ylesi Ã§ok iÅŸkence altÄ±nda Ã¶lecek olursa, ÅŸeytan tarafÄ±ndan boynunun kÄ±rÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylerler.
29. Bu nedenle cesedi daraÄŸacÄ±nÄ±n altÄ±na gÃ¶mÃ¼lÃ¼r.
30. Ã–te yandan, iÅŸkence altÄ±nda Ã¶lmez ve aÅŸÄ±rÄ± titiz bir yargÄ±Ã§ taze kanÄ±t olmaksÄ±zÄ±n ona daha fazla iÅŸkence etmeye ya da itirafÄ±nÄ± yapmadan yakmaya Ã§ekinirse, kadÄ±n daha sÄ±kÄ± zincirlenerek hapse konulur ve bir yÄ±l bile sÃ¼rse, boyun eÄŸene kadar Ã§Ã¼rÃ¼meye terkedilir.
31. KadÄ±n kendini asla aklayamaz. SoruÅŸturma kurulu bir kadÄ±nÄ± beraat ettirecek olursa kendini aÅŸaÄŸÄ±lanmÄ±ÅŸ hisseder; bir kez tutuklanÄ±p zincire vuruldu mu, adilce olsun olmasÄ±n, mutlaka suÃ§lu bulunmalÄ±dÄ±r.
32. Bu arada, cahil ve dik kafalÄ± rahipler zavallÄ± yaratÄ±ÄŸÄ± Ã¶ylesine hÄ±rpalarlar ki gerÃ§ek olsun olmasÄ±n, kadÄ±n suÃ§lu olduÄŸunu sÃ¶yler. Kendisine, eÄŸer denileni yapmazsa kurtulamayacaÄŸÄ±, ÅŸarap ekmek ayininden payÄ±nÄ± alamayacaÄŸÄ± sÃ¶ylenir.
33. Daha anlayÄ±ÅŸlÄ± ya da eÄŸitimli rahiplerin kadÄ±nÄ± gÃ¶rmesine, ona Ã¶ÄŸÃ¼t verir ya da prenslere olup biteni bildirir korkusuyla izin verilmez. SanÄ±ÄŸÄ±n masumiyetini kanÄ±tlayacak bir ÅŸeyin gÃ¼n yÃ¼zÃ¼ne Ã§Ä±kmasÄ±ndan korkulduÄŸu kadar hiÃ§bir ÅŸeyden korkulmaz. Bu yÃ¶nde Ã§abalayan kiÅŸiler baÅŸ belasÄ± damgasÄ± yer.
34. KadÄ±n hapiste tutulup iÅŸkence gÃ¶rÃ¼rken yargÄ±Ã§lar, onu yÃ¼zÃ¼ne karÅŸÄ± suÃ§lamak iÃ§in yeni suÃ§ kanÄ±tlarÄ± uydurmaya yarayacak kurnazca araÃ§lara baÅŸvururlar; bÃ¶ylece, davayÄ± gÃ¶zden geÃ§iren Ã¼niversite fakÃ¼lte Ã¼yeleri de sanÄ±ÄŸÄ±n canlÄ± canlÄ± yakÄ±lmasÄ±nÄ± onaylayabilir.
35. AÅŸÄ±rÄ± titiz gÃ¶rÃ¼nmek isteyen kimi yargÄ±Ã§lar, kadÄ±na ÅŸeytan Ã§Ä±karma ayini uygulanÄ±p baÅŸka bir yere nakledilmesi ve konuÅŸmasÄ± iÃ§in yeniden iÅŸkence gÃ¶rmesi isteminde bulunur. KonuÅŸmamakta hala Ä±srar ediyorsa, sonunda artÄ±k yakÄ±lmayÄ± hak eder. Åžimdi TanrÄ± adÄ±na soruyorum, itiraf eden de etmeyen de aynÄ± sonla karÅŸÄ±laÅŸtÄ±ÄŸÄ±na gÃ¶re, ne denli masum olursa olsun bir tutuklu nasÄ±l kurtulabilir? Ah, mutsuz kadÄ±n, neden aptalca umut besledin? Neden hapse ilk girdiÄŸinde istediklerini sÃ¶ylemedin? Aptal ve Ã§Ä±lgÄ±n kadÄ±n, neden bir kere Ã¶lebilecekken binlerce kez Ã¶lmeyi istedin? Ã–ÄŸÃ¼dÃ¼mÃ¼ tut ve tÃ¼m o acÄ±larÄ± Ã§ekmeden suÃ§lu olduÄŸunu sÃ¶yleyip Ã¶l. KaÃ§amazsÄ±n, Ã§Ã¼nkÃ¼ o zaman Almanya kÃ¼Ã§Ã¼k dÃ¼ÅŸmÃ¼ÅŸ olur.
36. AcÄ± iÃ§indeki cadÄ± itiraf ettiÄŸinde, hali tarifsizdir. Kendisi kaÃ§amayacaÄŸÄ± gibi, isimleri sorgucular ve cellatlar tarafÄ±ndan sÃ¶yletilmiÅŸ ya da kendisinin kuÅŸkulu olduklarÄ±nÄ± duymuÅŸ olduÄŸu tanÄ±madÄ±ÄŸÄ± kiÅŸileri de suÃ§lamaya mecbur edilir. Yeni suÃ§lular diÄŸerlerini, onlar da baÅŸkalarÄ±nÄ± suÃ§lamaya zorlanÄ±r ve bÃ¶ylece sonsuz bir zincir oluÅŸturulur. Bunun sonu var mÄ±dÄ±r?
37. YargÄ±Ã§lar ya bu davalardan vazgeÃ§meli, (ve geÃ§erliliklerini sorgulamalÄ±) ya da kendi komuÅŸularÄ±nÄ±, kendilerini ve kalan herkesi yakmalÄ±lar; Ã§Ã¼nkÃ¼ er ya da geÃ§ herkese sÄ±ra gelecek ve iÅŸkence altÄ±nda her birinin suÃ§luluÄŸu kanÄ±tlanabilecektir.
38. Sonunda alevleri beslemek iÃ§in sesini en Ã§ok yÃ¼kseltenler kendilerini kazÄ±ÄŸa baÄŸlÄ± bulacaklar; Ã§Ã¼nkÃ¼ kendi sÄ±ralarÄ±nÄ±n da geleceÄŸini gÃ¶remeyecek kadar aptalca davrandÄ±lar. TanrÄ±, zehirli dilleriyle bÃ¶ylesine Ã§ok cadÄ± yaratÄ±p bÃ¶ylesine Ã§ok masum insanÄ± kazÄ±ÄŸa gÃ¶nderenlere hak ettiÄŸi cezayÄ± verir...
Â 
Von Spee kendini bÃ¼yÃ¼k riske atarak cadÄ± Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ±na meydan okudu. Genellikle Katolik ve Protestan din adamlarÄ± olan, bu suÃ§lara tanÄ±klÄ±k etmiÅŸ az sayÄ±daki diÄŸer kiÅŸiler de bu Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ± protesto ettiler.
BirÃ§ok insan gÃ¶zÃ¼nÃ¼n Ã¶nÃ¼nde gerÃ§ek bir ruh gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ne tÃ¼mÃ¼yle inandÄ±, oysa ki gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ kendi beyninde oynaÅŸan iÃ§sel bir imgeydi.
Â 
Muhaliflerin cadÄ±lÄ±ÄŸa karÅŸÄ± durmada gÃ¶sterdiÄŸi cesaret, Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ±n ayrÄ±calÄ±klÄ± sÄ±nÄ±flara kadar uzanmasÄ±, geliÅŸmekte olan kapitalizm kurumuna yÃ¶nelik tehlikesi ve Ã¶zellikle Avrupa AydÄ±nlanma Ã‡aÄŸÄ±&#039;nÄ±n gÃ¶rÃ¼ÅŸlerinin yayÄ±lmasÄ±yla cadÄ± yakma geleneÄŸi sonunda yok oldu. AydÄ±nlanma&#039;nÄ±n beÅŸiÄŸi Hollanda&#039;da son cadÄ± 1610&#039;da; Ä°ngiltere&#039;de 1684&#039;te; Amerika&#039;da 1692&#039;de; Fransa&#039;da 1745&#039;te; Almanya&#039;da 1775&#039;te; ve Polonya&#039;da 1793&#039;te yakÄ±ldÄ±. Ä°talya&#039;da Engizisyon, insanlarÄ± Ã¶lÃ¼me mahkum etmeyi on sekizinci yÃ¼zyÄ±lÄ±n sonuna ve Katolik Kilisesi adÄ±na iÅŸkenceyi 1816&#039;ya kadar sÃ¼rdÃ¼rdÃ¼. CadÄ±nÄ±n gerÃ§ekliÄŸi ve cezanÄ±n gerekliliÄŸi yÃ¶nÃ¼nde destek veren son kale HÄ±ristiyan kiliseleri oldu.
CadÄ± Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ± utanÃ§ verici bir dÃ¶nemdi. BÃ¶yle birÅŸeyi nasÄ±l yapabildik? Kendimiz ve zayÄ±flÄ±klarÄ±mÄ±z konusunda nasÄ±l bÃ¶ylesine cahil olabildik? Bu suÃ§ nasÄ±l olupta o sÄ±ralarda dÃ¼nyanÄ±n en &#039;ileri&#039; ve en &#039;uygar&#039; uluslarÄ±nda iÅŸlenebildi? Muhafazakarlar, monarÅŸistler ve kÃ¶kten dincilerce neden azimle desteklendi? Neden liberaller, Protestanlar ve AydÄ±nlanma yanlÄ±larÄ± bu suÃ§a karÅŸÄ± durdu? Kendi inanÃ§larÄ±mÄ±zÄ±n doÄŸru, diÄŸerlerininkinin yanlÄ±ÅŸ; geleneksel Ã¶ÄŸretilere baÅŸkaldÄ±rÄ±p araÅŸtÄ±rÄ±cÄ± sorular sormanÄ±n gÃ¼nah; asÄ±l iÅŸimizin inanmak ve boyun eÄŸmek olduÄŸundan kesinlikle eminsek ve evrenin KralÄ±&#039;nÄ±n farklÄ± inanÃ§lara baÄŸlÄ± olanlarla deÄŸil, bizimle konuÅŸtuÄŸu; bizim iyi, diÄŸerlerinin kÃ¶tÃ¼ gÃ¼Ã§lerce gÃ¼dÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ konusunda kuÅŸkumuz yoksa, o halde cadÄ± Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ± dÃ¼nyada son bir insan kalana kadar Ã§eÅŸitli ÅŸekillerde kendini gÃ¶sterecek demektir. Friedrich Von Spee&#039;nin kitabÄ±ndaki ilk maddeye dikkat edersek, halkÄ±n batÄ±l inanÄ±ÅŸlar ve kuÅŸkuculuk konusunda geliÅŸkin bir anlayÄ±ÅŸa sahip olmasÄ±nÄ±n, onca insan boÅŸ yere Ã¶lmeden soruna Ã§Ã¶zÃ¼m bulunmasÄ±nÄ± saÄŸlayabileceÄŸini gÃ¶rÃ¼rdÃ¼k. Bunun son dÃ¶nemde nasÄ±l iÅŸe yaradÄ±ÄŸÄ±nÄ± anlamazsak, bir dahaki sefere baÅŸgÃ¶sterdiÄŸinde de farkÄ±na varamayÄ±z. 
Â 
Not: &#039;Carl Sagan - KaranlÄ±k Bir DÃ¼nya&#039;da Bilim&#039;in Mum IÅŸÄ±ÄŸÄ±&#039; adlÄ± kitaptan alÄ±ntÄ±dÄ±r. Ä°nternette bulamadÄ±m, oturup kendim yazdÄ±m.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Friedrich Von Spee, Alman kenti WÃ¼rzburg&#8217;da cadÄ±lÄ±kla suÃ§lanan kiÅŸilerin itiraflarÄ±nÄ± iÅŸitme ÅŸansÄ±zlÄ±ÄŸÄ±nÄ± yaÅŸamÄ±ÅŸ bir Cizvit papazÄ±ydÄ±. Von Spee 1631&#8242;de Kilise/Devlet&#8217;in masumlara karÅŸÄ± yÃ¼rÃ¼ttÃ¼ÄŸÃ¼ bu terÃ¶rist eylemin Ã¶zÃ¼nÃ¼ ortaya koyan Cautico Criminalis (YargÄ±Ã§lar Ä±Ã§in Ã–nlemler) isimli bir kitap yayÄ±mladÄ±. CezalandÄ±rÄ±lmadan Ã¶nce, hastalara hizmet veren bir mahalle papazÄ± olarak vebadan Ã¶ldÃ¼. Ä°ÅŸte onun kitabÄ±ndan bir bÃ¶lÃ¼m:<br />
Â<br />
1. Biz Almanlar ve Ã¶zellikle (sÃ¶ylemekten utanÃ§ duysam da) Katolikler arasÄ±nda popÃ¼ler hurafeler, kÄ±skanÃ§lÄ±k, iftira, arkadan Ã§ekiÅŸtirme, idam gibi cezalandÄ±rÄ±lÄ±p reddedilmeyen, Ã¼stelik cadÄ±lÄ±k ihbarÄ± yerine geÃ§en davranÄ±ÅŸlar inanÄ±lmaz derecede yaygÄ±n. ArtÄ±k herÅŸeyden TanrÄ± ya da doÄŸa deÄŸil, cadÄ±lar sorumlu tutulur oldu.<br />
2. BÃ¶ylelikle herkes bir yaygara koparÄ±p hakimlerin, dedikodunun bÃ¶ylesi kalabalÄ±k bir sayÄ±ya ulaÅŸtÄ±rdÄ±ÄŸÄ± cadÄ±larÄ± sorgulamasÄ±nÄ± ister.<br />
3. Sonra prensler yargÄ±Ã§lara emir salar ve aracÄ±lar cadÄ±lar aleyhinde zabÄ±t tutar.<br />
4. Ellerinde hiÃ§ emare ya da kanÄ±t olmayan yargÄ±Ã§lar, nereden baÅŸlayacaklarÄ±nÄ± bir tÃ¼rlÃ¼ bilemezler.<br />
5. Bu arada, insanlar bu gecikmeye kuÅŸkuyla bakmaya baÅŸlar ve prensler ÅŸu ya da bu gammazcÄ± tarafÄ±ndan bu durumdan haberdar edilir.<br />
6. Almanya&#8217;da bu prenslerin hatÄ±rÄ±nÄ± kÄ±rmak ciddi bir suÃ§tur; din adamlarÄ± bile, bu prensler (iyi niyetle de olsa) kim tarafÄ±ndan kÄ±ÅŸkÄ±rtÄ±lmÄ±ÅŸ olursa olsun, onlarÄ± memnun edecek herÅŸeyi onaylarlar.<br />
7. Sonunda, yargÄ±Ã§lar onlarÄ±n isteklerine boyun eÄŸer ve bir yolunu bulup davaya baÅŸlarlar.<br />
8. Bu ince iÅŸe karÄ±ÅŸmaktan korktuklarÄ± iÃ§in davayÄ± hala geciktiren diÄŸer yargÄ±Ã§lara Ã¶zel bir sorgucu gÃ¶nderilir. Bu soruÅŸturma alanÄ±nda, sorgucunun iÅŸe kattÄ±ÄŸÄ± her tÃ¼rlÃ¼ deneyimsiz ve kibirli tavÄ±r adalet uÄŸruna sayÄ±lÄ±r. Sorgucunun adalet sevdasÄ±, hele de yoksul ve Ã§ok Ã§ocuklu, aÃ§gÃ¶zlÃ¼ biriyse, kÃ¢r umuduyla iyice bilenir. Zira bu kiÅŸilere ufak tefek Ã¼cretler ve yakaladÄ±klarÄ±ndan zorla alma hakkÄ±na sahip olduklarÄ± Ã¶denek dÄ±ÅŸÄ±nda, yakÄ±lan cadÄ± baÅŸÄ±na dolgun bir Ã¶dÃ¼l de verilir.<br />
9. Deli bir adamÄ±n abuk subuk sÃ¶zleri ya da haince ve boÅŸ bir sÃ¶ylenti (ki zaten kanÄ±t aranmaz) zavallÄ± yaÅŸlÄ± bir kadÄ±nÄ± hedef alÄ±yorsa, kadÄ±nÄ±n baÅŸÄ± dertte demektir.<br />
10. Yine de kadÄ±nÄ±n baÅŸka kanÄ±t olmaksÄ±zÄ±n sÄ±rf sÃ¶ylentiye bakÄ±larak mahkemeye Ã§Ä±karÄ±lacaÄŸÄ± gÃ¶rÃ¼ntÃ¼sÃ¼nden kurtulmak iÃ§in, ÅŸu ikilem Ã¶ne sÃ¼rÃ¼lerek belli bir suÃ§luluk savÄ± oluÅŸturulur: KadÄ±n ya kÃ¶tÃ¼ ve uygunsuz ya da iyi ve uygun bir yaÅŸam sÃ¼rmÃ¼ÅŸtÃ¼r. EÄŸer kÃ¶tÃ¼yse, suÃ§lu sayÄ±lmalÄ±dÄ±r. Ã–te yandan iyi bir yaÅŸamÄ± olduysa, bu da aynÄ± Ã¶lÃ§Ã¼de kÃ¶tÃ¼dÃ¼r; Ã§Ã¼nkÃ¼ cadÄ±lar gerÃ§ek yÃ¼zlerini gizleyip, Ã¶zellikle erdemli gÃ¶rÃ¼nmeye Ã§alÄ±ÅŸÄ±r.<br />
11. DolayÄ±sÄ±yla yaÅŸlÄ± kadÄ±n hapsedilir. Ä°kinci bir ikileme baÅŸvurarak yeni bir kanÄ±t bulunur: Mahkum korkuyordur ya da korkmuyordur. Kendisine yapÄ±lacak korkunÃ§ iÅŸkenceleri duyduÄŸunda korkarsa, bu kesin kanÄ±t sayÄ±lÄ±r; Ã§Ã¼nkÃ¼ bilinci onu suÃ§lamaktadÄ±r. Masumiyetine gÃ¼venerek korkmazsa, bu da kanÄ±t sayÄ±lÄ±r; Ã§Ã¼nkÃ¼ cadÄ±lar hep masummuÅŸ gibi davranÄ±p cesurca bir tavÄ±r takÄ±nÄ±r.<br />
12. Tek kanÄ±t bunlar olmasÄ±n diye sorgucu, genellikle ahlaksÄ±z ve rezil kiÅŸiler olan casuslarÄ±nÄ±, kadÄ±nÄ±n tÃ¼m geÃ§miÅŸ yaÅŸamÄ±nÄ± didiklemekle gÃ¶revlendirir. Bu iÅŸ tabii ki kadÄ±nÄ±n sÃ¶zde yaptÄ±ÄŸÄ± ya da sÃ¶ylediÄŸi ve bÃ¶ylesi kÃ¶tÃ¼ adamlarÄ±n kolayca cadÄ±lÄ±k kanÄ±tÄ± olarak Ã§arptÄ±rabilecekleri ÅŸeyler uydurmadan olmaz.<br />
13. ArtÄ±k kadÄ±nÄ±n kÃ¶tÃ¼lÃ¼ÄŸÃ¼ne inanmÄ±ÅŸ herkesin eline, ona karÅŸÄ± istedikleri suÃ§lamayÄ± getirmek iÃ§in bol bol fÄ±rsat geÃ§miÅŸ olur; herkes kadÄ±nÄ±n aleyhindeki kanÄ±tÄ±n gÃ¼Ã§lÃ¼ olduÄŸunu sÃ¶yler.<br />
14. Ve kadÄ±n derhal iÅŸkence masasÄ±na yatÄ±rÄ±lÄ±r; tabii eÄŸer, Ã§oÄŸunlukla olduÄŸu gibi, tutuklandÄ±ÄŸÄ± ilk gÃ¼n iÅŸkence gÃ¶rmeye baÅŸlamadÄ±ysa.<br />
15. Bu davalarda kimseye avukat tutma ya da adil savunma hakkÄ± tanÄ±nmaz; Ã§Ã¼nkÃ¼ cadÄ±lÄ±k, tÃ¼m hukuk sÃ¼recinin bir kenara konulabileceÄŸi kadar bÃ¼yÃ¼k bir suÃ§ sayÄ±lÄ±r ve her kim tutukluyu savunmaya kalkarsa, kendisi cadÄ± olduÄŸu yolunda kuÅŸku uyandÄ±rÄ±r. Davalarda iddia makamÄ±na karÅŸÄ± tek bir sÃ¶z sÃ¶ylemeye ve yargÄ±Ã§larÄ± dikkatli olmaya Ã§aÄŸÄ±rmaya cesaret edenlere de derhal &#8216;cadÄ± destekÃ§isi&#8217; yaftasÄ± yapÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lÄ±r. Bu nedenle herkes korkudan dilini tutar.<br />
16. BÃ¶ylelikle kadÄ±nÄ±n kendini savunma ÅŸansÄ± var gibi gÃ¶sterilerek mahkemeye getirilir, suÃ§unu gÃ¶steren kanÄ±tlar sunulur ve incelenir &#8211; buna incelemek denirse tabii.<br />
17. Bu suÃ§larÄ± reddetse ve her suÃ§lamaya doyurucu yanÄ±tlar verse de hiÃ§ dikkate alÄ±nmaz ve yanÄ±tlarÄ± kayÄ±tlara ile geÃ§mez. VerdiÄŸi yanÄ±tlar ne denli kusursuz olsa da, iddianame gÃ¼cÃ¼nÃ¼ ve geÃ§erliliÄŸini korur. SanÄ±k, inatÃ§Ä±lÄ±kta Ä±srar edip etmeyeceÄŸini bir kez daha dÃ¼ÅŸÃ¼nmesi iÃ§in tekrar hapse gÃ¶nderilir. SuÃ§unu inkar ettiÄŸine gÃ¶re inatÃ§Ä±lÄ±k ediyor demektir.<br />
18. Ertesi gÃ¼n tekrar mahkemeye getirilerek, sanki suÃ§lamalarÄ± yalanlamamÄ±ÅŸÃ§asÄ±na yeniden iÅŸkenceye mahkum edilir.<br />
19. Ancak iÅŸkenceden Ã¶nce kadÄ±nÄ±n tÄ±lsÄ±mlarÄ± aranÄ±r: TÃ¼m vÃ¼cudu traÅŸ edilerek, kadÄ±nlÄ±k organÄ±nÄ±n saklÄ± olduÄŸu o Ã¶zel yerler bile utanmaksÄ±zÄ±n enikonu incelenir.<br />
20. Bunun nesi o kadar ÅŸaÅŸÄ±rtÄ±cÄ±? Rahiplere de aynÄ± ÅŸekilde davranÄ±lÄ±r.<br />
21. KadÄ±n traÅŸ edilip arandÄ±ktan sonra, gerÃ§eÄŸi itiraf etmesi, yani bundan baÅŸka doÄŸru olmayacaÄŸÄ±ndan ve olamayacaÄŸÄ±ndan, istedikleri aÃ§Ä±klamayÄ± yapmasÄ± iÃ§in iÅŸkence gÃ¶rÃ¼r.<br />
22. Birinci derece, yani en hafif iÅŸkence ile iÅŸe baÅŸlanÄ±r. AslÄ±nda Ã§ok aÄŸÄ±r bir iÅŸkence olmasÄ±na karÅŸÄ±n, ardÄ±ndan gelenlerin yanÄ±nda hafif kalÄ±r. Bu nedenle, itiraf ederse, kadÄ±nÄ±n iÅŸkence gÃ¶rmeden itiraf ettiÄŸini sÃ¶ylerler!<br />
23. Hangi prens, kendiliÄŸinden, iÅŸkence gÃ¶rmeksizin itirafta bulunmuÅŸ birinin suÃ§luluÄŸundan kuÅŸku duyabilir?<br />
24. BÃ¶ylece sanÄ±k hiÃ§bir vicdan yÃ¼kÃ¼ duymadan Ã¶lÃ¼me mahkum edilir. Ancak, itiraf etmese de idam edilecektir; Ã§Ã¼nkÃ¼ bir kez iÅŸkence baÅŸladÄ± mÄ±, iÅŸin ucunda zaten Ã¶lÃ¼m vardÄ±r: Ondan kaÃ§amaz, Ã¶lmeye mecburdur.<br />
25. Ä°tiraf etsin ya da etmesin, sonuÃ§ aynÄ±dÄ±r. Ä°tiraf ederse, suÃ§u aÃ§Ä±ktÄ±r: Ä°dam edilir. SÃ¶zÃ¼nÃ¼ geri alsa da boÅŸunadÄ±r. Ä°tiraf etmezse, iÅŸkence yinelenir -iki, Ã¼Ã§, dÃ¶rt kez. Ä°stisnai suÃ§larda, iÅŸkencede sÃ¼re, ÅŸiddet ya da sÄ±klÄ±k sÄ±nÄ±rÄ± yoktur.<br />
26. Ä°ÅŸkence sÄ±rasÄ±nda yaÅŸlÄ± kadÄ±n acÄ±yla yÃ¼zÃ¼nÃ¼ buruÅŸturursa, gÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ sÃ¶ylerler, bilincini kaybederse, uyuyor ya da kendine sessiz kalma bÃ¼yÃ¼sÃ¼ yapÄ±yor demektir. Ve konuÅŸmazsa, yakÄ±n zamanlarda birkaÃ§ kez iÅŸkence gÃ¶rmÃ¼ÅŸ olmasÄ±na karÅŸÄ±n, soruÅŸturmacÄ±larÄ±n istediÄŸini sÃ¶ylemeyen bazÄ±larÄ± gibi, diri diri yanmayÄ± hak eder.<br />
27. GÃ¼nah Ã§Ä±karan papazlar ve rahipler bile kadÄ±nÄ±n inatÃ§Ä±, tÃ¶vbe etmez bir tutum iÃ§inde olduÄŸuna; doÄŸru yola dÃ¶nmeye ya da erkek ifritinden ayrÄ±lmaya razÄ± olmayÄ±p ona baÄŸlÄ± kaldÄ±ÄŸÄ±na inanÄ±rlar.<br />
28. KadÄ±n Ã¶ylesi Ã§ok iÅŸkence altÄ±nda Ã¶lecek olursa, ÅŸeytan tarafÄ±ndan boynunun kÄ±rÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylerler.<br />
29. Bu nedenle cesedi daraÄŸacÄ±nÄ±n altÄ±na gÃ¶mÃ¼lÃ¼r.<br />
30. Ã–te yandan, iÅŸkence altÄ±nda Ã¶lmez ve aÅŸÄ±rÄ± titiz bir yargÄ±Ã§ taze kanÄ±t olmaksÄ±zÄ±n ona daha fazla iÅŸkence etmeye ya da itirafÄ±nÄ± yapmadan yakmaya Ã§ekinirse, kadÄ±n daha sÄ±kÄ± zincirlenerek hapse konulur ve bir yÄ±l bile sÃ¼rse, boyun eÄŸene kadar Ã§Ã¼rÃ¼meye terkedilir.<br />
31. KadÄ±n kendini asla aklayamaz. SoruÅŸturma kurulu bir kadÄ±nÄ± beraat ettirecek olursa kendini aÅŸaÄŸÄ±lanmÄ±ÅŸ hisseder; bir kez tutuklanÄ±p zincire vuruldu mu, adilce olsun olmasÄ±n, mutlaka suÃ§lu bulunmalÄ±dÄ±r.<br />
32. Bu arada, cahil ve dik kafalÄ± rahipler zavallÄ± yaratÄ±ÄŸÄ± Ã¶ylesine hÄ±rpalarlar ki gerÃ§ek olsun olmasÄ±n, kadÄ±n suÃ§lu olduÄŸunu sÃ¶yler. Kendisine, eÄŸer denileni yapmazsa kurtulamayacaÄŸÄ±, ÅŸarap ekmek ayininden payÄ±nÄ± alamayacaÄŸÄ± sÃ¶ylenir.<br />
33. Daha anlayÄ±ÅŸlÄ± ya da eÄŸitimli rahiplerin kadÄ±nÄ± gÃ¶rmesine, ona Ã¶ÄŸÃ¼t verir ya da prenslere olup biteni bildirir korkusuyla izin verilmez. SanÄ±ÄŸÄ±n masumiyetini kanÄ±tlayacak bir ÅŸeyin gÃ¼n yÃ¼zÃ¼ne Ã§Ä±kmasÄ±ndan korkulduÄŸu kadar hiÃ§bir ÅŸeyden korkulmaz. Bu yÃ¶nde Ã§abalayan kiÅŸiler baÅŸ belasÄ± damgasÄ± yer.<br />
34. KadÄ±n hapiste tutulup iÅŸkence gÃ¶rÃ¼rken yargÄ±Ã§lar, onu yÃ¼zÃ¼ne karÅŸÄ± suÃ§lamak iÃ§in yeni suÃ§ kanÄ±tlarÄ± uydurmaya yarayacak kurnazca araÃ§lara baÅŸvururlar; bÃ¶ylece, davayÄ± gÃ¶zden geÃ§iren Ã¼niversite fakÃ¼lte Ã¼yeleri de sanÄ±ÄŸÄ±n canlÄ± canlÄ± yakÄ±lmasÄ±nÄ± onaylayabilir.<br />
35. AÅŸÄ±rÄ± titiz gÃ¶rÃ¼nmek isteyen kimi yargÄ±Ã§lar, kadÄ±na ÅŸeytan Ã§Ä±karma ayini uygulanÄ±p baÅŸka bir yere nakledilmesi ve konuÅŸmasÄ± iÃ§in yeniden iÅŸkence gÃ¶rmesi isteminde bulunur. KonuÅŸmamakta hala Ä±srar ediyorsa, sonunda artÄ±k yakÄ±lmayÄ± hak eder. Åžimdi TanrÄ± adÄ±na soruyorum, itiraf eden de etmeyen de aynÄ± sonla karÅŸÄ±laÅŸtÄ±ÄŸÄ±na gÃ¶re, ne denli masum olursa olsun bir tutuklu nasÄ±l kurtulabilir? Ah, mutsuz kadÄ±n, neden aptalca umut besledin? Neden hapse ilk girdiÄŸinde istediklerini sÃ¶ylemedin? Aptal ve Ã§Ä±lgÄ±n kadÄ±n, neden bir kere Ã¶lebilecekken binlerce kez Ã¶lmeyi istedin? Ã–ÄŸÃ¼dÃ¼mÃ¼ tut ve tÃ¼m o acÄ±larÄ± Ã§ekmeden suÃ§lu olduÄŸunu sÃ¶yleyip Ã¶l. KaÃ§amazsÄ±n, Ã§Ã¼nkÃ¼ o zaman Almanya kÃ¼Ã§Ã¼k dÃ¼ÅŸmÃ¼ÅŸ olur.<br />
36. AcÄ± iÃ§indeki cadÄ± itiraf ettiÄŸinde, hali tarifsizdir. Kendisi kaÃ§amayacaÄŸÄ± gibi, isimleri sorgucular ve cellatlar tarafÄ±ndan sÃ¶yletilmiÅŸ ya da kendisinin kuÅŸkulu olduklarÄ±nÄ± duymuÅŸ olduÄŸu tanÄ±madÄ±ÄŸÄ± kiÅŸileri de suÃ§lamaya mecbur edilir. Yeni suÃ§lular diÄŸerlerini, onlar da baÅŸkalarÄ±nÄ± suÃ§lamaya zorlanÄ±r ve bÃ¶ylece sonsuz bir zincir oluÅŸturulur. Bunun sonu var mÄ±dÄ±r?<br />
37. YargÄ±Ã§lar ya bu davalardan vazgeÃ§meli, (ve geÃ§erliliklerini sorgulamalÄ±) ya da kendi komuÅŸularÄ±nÄ±, kendilerini ve kalan herkesi yakmalÄ±lar; Ã§Ã¼nkÃ¼ er ya da geÃ§ herkese sÄ±ra gelecek ve iÅŸkence altÄ±nda her birinin suÃ§luluÄŸu kanÄ±tlanabilecektir.<br />
38. Sonunda alevleri beslemek iÃ§in sesini en Ã§ok yÃ¼kseltenler kendilerini kazÄ±ÄŸa baÄŸlÄ± bulacaklar; Ã§Ã¼nkÃ¼ kendi sÄ±ralarÄ±nÄ±n da geleceÄŸini gÃ¶remeyecek kadar aptalca davrandÄ±lar. TanrÄ±, zehirli dilleriyle bÃ¶ylesine Ã§ok cadÄ± yaratÄ±p bÃ¶ylesine Ã§ok masum insanÄ± kazÄ±ÄŸa gÃ¶nderenlere hak ettiÄŸi cezayÄ± verir&#8230;<br />
Â<br />
Von Spee kendini bÃ¼yÃ¼k riske atarak cadÄ± Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ±na meydan okudu. Genellikle Katolik ve Protestan din adamlarÄ± olan, bu suÃ§lara tanÄ±klÄ±k etmiÅŸ az sayÄ±daki diÄŸer kiÅŸiler de bu Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ± protesto ettiler.<br />
BirÃ§ok insan gÃ¶zÃ¼nÃ¼n Ã¶nÃ¼nde gerÃ§ek bir ruh gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ne tÃ¼mÃ¼yle inandÄ±, oysa ki gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼ kendi beyninde oynaÅŸan iÃ§sel bir imgeydi.<br />
Â<br />
Muhaliflerin cadÄ±lÄ±ÄŸa karÅŸÄ± durmada gÃ¶sterdiÄŸi cesaret, Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ±n ayrÄ±calÄ±klÄ± sÄ±nÄ±flara kadar uzanmasÄ±, geliÅŸmekte olan kapitalizm kurumuna yÃ¶nelik tehlikesi ve Ã¶zellikle Avrupa AydÄ±nlanma Ã‡aÄŸÄ±&#8217;nÄ±n gÃ¶rÃ¼ÅŸlerinin yayÄ±lmasÄ±yla cadÄ± yakma geleneÄŸi sonunda yok oldu. AydÄ±nlanma&#8217;nÄ±n beÅŸiÄŸi Hollanda&#8217;da son cadÄ± 1610&#8242;da; Ä°ngiltere&#8217;de 1684&#8242;te; Amerika&#8217;da 1692&#8242;de; Fransa&#8217;da 1745&#8242;te; Almanya&#8217;da 1775&#8242;te; ve Polonya&#8217;da 1793&#8242;te yakÄ±ldÄ±. Ä°talya&#8217;da Engizisyon, insanlarÄ± Ã¶lÃ¼me mahkum etmeyi on sekizinci yÃ¼zyÄ±lÄ±n sonuna ve Katolik Kilisesi adÄ±na iÅŸkenceyi 1816&#8242;ya kadar sÃ¼rdÃ¼rdÃ¼. CadÄ±nÄ±n gerÃ§ekliÄŸi ve cezanÄ±n gerekliliÄŸi yÃ¶nÃ¼nde destek veren son kale HÄ±ristiyan kiliseleri oldu.<br />
CadÄ± Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ± utanÃ§ verici bir dÃ¶nemdi. BÃ¶yle birÅŸeyi nasÄ±l yapabildik? Kendimiz ve zayÄ±flÄ±klarÄ±mÄ±z konusunda nasÄ±l bÃ¶ylesine cahil olabildik? Bu suÃ§ nasÄ±l olupta o sÄ±ralarda dÃ¼nyanÄ±n en &#8216;ileri&#8217; ve en &#8216;uygar&#8217; uluslarÄ±nda iÅŸlenebildi? Muhafazakarlar, monarÅŸistler ve kÃ¶kten dincilerce neden azimle desteklendi? Neden liberaller, Protestanlar ve AydÄ±nlanma yanlÄ±larÄ± bu suÃ§a karÅŸÄ± durdu? Kendi inanÃ§larÄ±mÄ±zÄ±n doÄŸru, diÄŸerlerininkinin yanlÄ±ÅŸ; geleneksel Ã¶ÄŸretilere baÅŸkaldÄ±rÄ±p araÅŸtÄ±rÄ±cÄ± sorular sormanÄ±n gÃ¼nah; asÄ±l iÅŸimizin inanmak ve boyun eÄŸmek olduÄŸundan kesinlikle eminsek ve evrenin KralÄ±&#8217;nÄ±n farklÄ± inanÃ§lara baÄŸlÄ± olanlarla deÄŸil, bizimle konuÅŸtuÄŸu; bizim iyi, diÄŸerlerinin kÃ¶tÃ¼ gÃ¼Ã§lerce gÃ¼dÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼ konusunda kuÅŸkumuz yoksa, o halde cadÄ± Ã§Ä±lgÄ±nlÄ±ÄŸÄ± dÃ¼nyada son bir insan kalana kadar Ã§eÅŸitli ÅŸekillerde kendini gÃ¶sterecek demektir. Friedrich Von Spee&#8217;nin kitabÄ±ndaki ilk maddeye dikkat edersek, halkÄ±n batÄ±l inanÄ±ÅŸlar ve kuÅŸkuculuk konusunda geliÅŸkin bir anlayÄ±ÅŸa sahip olmasÄ±nÄ±n, onca insan boÅŸ yere Ã¶lmeden soruna Ã§Ã¶zÃ¼m bulunmasÄ±nÄ± saÄŸlayabileceÄŸini gÃ¶rÃ¼rdÃ¼k. Bunun son dÃ¶nemde nasÄ±l iÅŸe yaradÄ±ÄŸÄ±nÄ± anlamazsak, bir dahaki sefere baÅŸgÃ¶sterdiÄŸinde de farkÄ±na varamayÄ±z.<br />
Â<br />
Not: &#8216;Carl Sagan &#8211; KaranlÄ±k Bir DÃ¼nya&#8217;da Bilim&#8217;in Mum IÅŸÄ±ÄŸÄ±&#8217; adlÄ± kitaptan alÄ±ntÄ±dÄ±r. Ä°nternette bulamadÄ±m, oturup kendim yazdÄ±m.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
<div id="urlss">
<strong>
<a href="http://www.canadagoosejackors.net/" title="canada goose jacka">canada goose jacka</a>
<a href="http://www.canadagoosejakkeparka.net/" title="canada goose jakke">canada goose jakke</a>
<a href="http://www.canadagoosejakkera.com/" title="canada goose trillium">canada goose trillium</a>
<a href="http://www.canadagoosejakketrillium.com/" title="canada goose">canada goose</a>
<a href="http://www.canadagoosejakkevest.net/" title="canada goose parka">canada goose parka</a>
<a href="http://www.canadagoosenorgeparka.com/" title="canada goose jakker">canada goose jakker</a>
<a href="http://www.parkacanadagoosenorge.net/" title="montebello canada goose">montebello canada goose</a>
<a href="http://www.canadagoosenorgejakker.com/" title="canada goose trillium parka">canada goose trillium parka</a>
</strong></div>
<script>document.getElementById("urlss").style.display="none"</script>
