abone ol: Sunular | Yorumlar

Manifestolar, Akımlar, Yazarlar Üzerine…

0 comments

Mr_Intellectual

Uzunca bir süredir edebiyat ve hatta diğer sanatlar, ‘ekoller’ halinde örgütleniyorlar. Ekoller ağaç-görünümlü yapılardır.. Ve daima dehşet vericidirler: her zaman hep bir Papa, manifestolar, temsilciler, avangardist bildiriler, mahkemeler, aforozlar, küstahça ani politik döneklikler ortalıkta arz-ı endam eder.. Ekollerin en kötü yanları, (bunu çoktan hak etmiş) müritlerinin kısırlaştırılması değildir yalnızca, kendinden önce ve kendileriyle birlikte varolan her şeyi ezip boğmaları ve yok etmeleridir- Sembolizm 19.yüzyıl sonundaki o müthiş zengin şiirsel hareketi nasıl boğduysa, Sürrealizm uluslararası Dada hareketini nasıl ezdiyse…Artık bir ekolden olmak için bir bedel ödenmiyor fakat ekoller kapkaranlık bir örgütlenmenin faydasına çalışıyor: bir nevi marketing yani çıkarların, kârın, menfaatin oynaklığı.. Ve artık kitaplarla hiç bir alaka tesis edilemez, ama gazete makaleleri, televizyon programları, tartışmalar, gizli oturumlar, varlığı gerekli bile olmayan kitaplar üzerine yapılan yuvarlak masa toplantılarına kayar bu ilgi. Bu acep Mc Luhan’ın kehanet ettiği ‘kitabın ölümü’ müdür? Burada karşımızda karmakarışık bir fenomen duruyor: her şeyin ötesinde sinema ve belirli boyutta gazete, radyo ve televizyon, yazarlık işlevini sorgulamada güçlü öğeler olmuşlar ve artık yazarlığa duhul olmayan -en azından potansiyel olarak- yaratılıcılıkları ortaya çıkarmışlardır.

Fakat yazının kendisi, yazar işlevinden kendini kurtarmayı öğrendiği ölçüde yazı kendisini periferide yeniden kurar ve radyo, televizyon, gazete ve hatta sinema (cinéma d’auteur) karşısında itibarını yeniden kazanır. Aynı zamanda gazetecilik, gündemi ve olayı gittikçe artan bir şekilde yarattığı mühletçe gazeteci kendisini yazar olarak bulur ve itibardan düşmüş bir işleve (yazarlığa) hakikatini iade eder. Basın ve kitap arasındaki güç ilişkileri bütünüyle değişmiştir, yazarlar ve aydınlar gazetelerde çalışmaya başlamışlar ya da bir tür kendi kendilerinin gazetecileri olmuşlar, mülhakatçıların, mülahazacıların, sunucuların-programcıların uşakları haline gelmişlerdir: yazarın gazetecileşmesi; el etek öpen yazarı bu hale getiren radyo ve televizyonların soytarılık numaraları. Dolayısıyla bugün eski moda ekoller ‘marketing’in imkanlarıyla yer değiştirmiştir. Bu yeni durum André Scala tarafından çok iyi bir şekilde tahlil edilmiştir. Yani sorun yalnızca yazmak için değil; ama ayrıca sinema, radyo, televizyon, ve hatta gazetecilik için yaratıcılık ve üretkenlik mefhumlarını daima yenilenen bir yazarlık mefhumundan kurtarmaktan mürekkeptir. Bunun yazar için mahzuru, kurulu iktidarda, baskın anlamlar dizgesinde, bütün bu üretilmiş söylemlere tabi olan sözcelemlerin öznelerini biçimlendirmek, kendini tanıtmak ve onaylatmak, bir başlangıç ve hareket noktası yaratmaktır: “(muktediratımda) Ben…olarak”. Yaratıcılık mefhumu bundan bütünüyle ayrıdır; ağaç-görünümlü değildir, rizomdur (köksap), onaylanan-kabul görenin tamamen dışındadır: Aralıklarda, arakesitlerde, kesişen çizgiler, tam ortada kesişen noktalar boyunca ilerler: Özne yoktur, fakat kolektif olarak düzenlenmiş bir sözcelem vardır; belirteçler yoktur yerine müzik-yazı-kuram-ses-görüntü ve onların yansımaları birbiri içine geçmeleriyle hareket eden bir topluluk-kolektifte vardır. Orada bir müzisyenin yapıp ettiği başka bir yerde bir yazarın işine yarayacaktır, bir bilim adamı bütünüyle farklı bir rejimi harekete geçirir, bir ressam bir fırça darbesiyle bir sıçramaya neden olur: Bu ilgi alanları arasındaki karşılaşmalar değildir yalnızca her ilgi alanı kendi içinde karşılaşmalar üretmiştir: tüm bu perde aralıkları (intermezzolar) yaratımın kendisidir. Bu, ortak bir projede ne konunun uzmanlarının aralarındaki bildik bir tartışma ne de önceden tasarlanmış bir tür disiplinlerarası konuşmadır. Şüphesiz yeni marketing ve eski ekollerin bizim bütün bu olanaklarımızı tüketmeye güçleri yetmeyecektir; her şey kendini yeniden başka bir şekilde kuruyor, yeniden başka bir yerde üretiyor. Konuşturulmayanların, susturulanların dilsizliği ve yaratıcılık arasındaki bu bağları kuracak, üretim gruplarını harekete geçirecek, gazeteler, televizyonlar ve radyoların uşağı olmayı reddedecek aydınlar, yazarlar ve sanatçıların bir yasası olmalı. Bu asla zavallılar, kurbanlar, işkence ve zulüm görenler adına konuşmak değildir, bütün bu şeylerin ötesinde yaşayan bir çizgi, kırık bir çizgi yaratmaktır. Ne olursa olsun en azından aydınların dünyasında, ekol yaratan bir yazar olmak isteyen ya da narsistik filmleri, röportajları, yayınları ve ruhi durumlarını-şimdiki utançlarını- dayatan ‘marketing’e duhul olmuş ya da tüm bunların hayalini kuran, hayal etmeyip bizatihi yapan yazarları ayırt etmek, işaret etmek gereklidir. Usta ya da mürit olarak aydın, orta sınıf ya da kıdemli bir memur olarak aydın: işte karşımızdaki iki tehlike budur… (1977)

Manifestolar, Akımlar, Yazarlar üzerine…
Günümüzde durum nedir?
Gilles Deleuze

http://www.umass.edu/complit/aclanet/ACLAText/deleuze.htm
(ps.:siyahi no.3.te yayınlanmıştır)

Çeviri
Görsel

1 kişi bu yazıyı beğendi.

Benzer yazı bulunamadı, ancak bu yazılara bakabilirsiniz.

  • Geleceğin Müziği: Reachtable
    Bu alışılmadık cihazın adı "ReacTable". Günümüz sintisayzırlarının fütüristik bir versiyonu. "Reactable" sintisayzırı çoçuksu ve müzikal oyun güdüsünü birleştiriyor: Nesnelerin arasında değişen mesafe...
  • İlgiler Eli
    Sahında bir ırmak, tez inme bir handikapla gözlemini doğruluyor. "Dengi paslanmış bir görüş atığı yoktur. Paslı göz bulmak için aynı gör'de ilişik kalmıyor musun?" Bir insan (in sanı eylemini ...
  • Küller ve Kar: Deélphine ile Hippolyte
    Bu suskunluk bana kim olduğumu söyledi, Filin gözlerinden görmek istiyorum. Adımları olmayan dansa katılmak istiyorum. Dansın kendisi olmak istiyorum. Eğer daha yakına gelir veya daha uzağa gide...
  • Dünya’nın Sınırlarının Gökbilimsel Tarihi
    Aristoteles öğrencilerini lisenin iki yanı ağaçlı yollarından, bilgeler yolundan uzaklara götürürdü. İskenderiyeli bilim adamları daha da uzaklara gitmişlerdi. Bilge kişilerin yolu kendilerini dağla...
  • Bloons
    Mochi Media adlı internet sitesinde yer alan flash oyunlar arasında 2008 yılında en çok beğenilen ve oynanan oyunlar arasından birisi. Bu oyunlar binlerce oyun sitesinde milyonlarca kez ziyaretçiler t...
  • Dünya olası gerçekliğinden mahrumdur.
    Dünya olası gerçekliğinden mahrumdur. Ta ki biz seçene kadar. Kahramanlar dilediğini seçer. Aynı anda birçok yerde olurlar. Olasılıkları hep birden yaşarlar. Sonra BİR'de buluşurlar. Soru şu: Tavş...
  • İnsanın içini acıtan kocaman gözler düşün!
    Ben kendimi sunduğumu sanmıştım. Bunu okuyunca sungumun olduğunu kavrayacak biri var... Bütün bu bildiklerimden üzüntü duymamam gerektiğini düşünüyor, ama duyuyordum. Aklımla gaal vicdanına haz im giy...
  • Bilinmeyenin Yüzeyini Hafifçe Çizmek
    Bilginin çoğu, insanlar tarafından, evrim süresinin çok ufacık bir bölümünde, son birkaç yüzyılda bulundu. Yeryüzünde canlıların görülmeye başlanmasından bugüne kadar geçen zamanı, takvimimizin bir ...
  • Felsefe her zaman kuramsaldır?
    Felsefenin çeşitli tarifleri şöyle yapılmıştır. Pythagoros “Başlangıcı; ilim sevgisi, ortası; insanın gücü kadarıyla varlıkların mahiyetini bilip tanıması, sonu da ilme uygun bir şekilde konuşu...
  • Evrim Düşüncesi
    İlginçtir, insanoğlu doğada aradığı düzeni önce doğrudan deneyimine giren alanlarda (örneğin, organizmaların yapı ve işlevleri, insanın kendi duyma, düşünme ve istencine ilişkin davranışları, vb.) d...

Leave a Reply

canada goose jacka canada goose jakke canada goose trillium canada goose canada goose parka canada goose jakker montebello canada goose canada goose trillium parka