Neden anlamıyorsun? Ben bir Junglistim.
When I’m weak, you’re tellin me that I’m strong,
When I’m right, you’re tellin me that I’m wrong.
Junglist bir argo deyim, jungle ve/veya drum and bass dinleyicilerine bir atıfta bulunuyor. Oldschool ve Ragga Jungle’a doğru tamamlanmaya yatkın bir eğilimi var. Junglist kanun kaçaklarının kullandığı sert bir argo terimden geliştirildi ve kendini “Jungle” da buldu.
Breakbeat 1970’lerde Amerika’dan yayılan bir yeraltı müziğiydi. Frankie Bones, DJ’liğinin baharında kendi düzensiz breakbeat’lerini yaratmaya başladı. İki parçayı farklı hızlarda ve delay’leyerek çalan Bones, ortaya öyle bir ritim çıkarmıştı ki, bütün kalabalığı coşturmaya yetiyordu. İlk yaptığı parçaya “Bones Breaks” adını koyan Frankie, breakbeat’in ilk kaşiflerinden olarak görülür. 1980’lerin sonlarına doğru Londra’daki house camiası patlamaya başladı. Ecstasy rave kültürü ile iç içe geçen house, Londra’daki futbol holiganizmini bastırarak yeni bir gençlik kültürü ortaya çıkardı. Bu sıralarda elektronik müzik dünyasında house ayrı bir tarafta yer alırken, breakbeat diğer tarafta yer alıyordu. Bu ikisinin kombinasyonundan daha sonraları ortaya jungle ve drum&bass türünde bir müzik çıkacağından henüz kimsenin haberi yoktu.
Jungle’ın tamamen dans scene’ine girmesi 1990 yılında oldu. Kickin’ ve Shut up & Dance plak şirketleri breakbeat, house, hip-hop, reggae, techno ve özellikle jungle için temel taş olan dub müziğine destek vermeye başladılar. Yine aynı yıllarda Londra’nın deneysel kulüplerinden “Jungle”, bu füzyon müziğin ilk çalındığı yer oldu. “Jungle” teriminin tam olarak oturması ise 1993 yılını buldu.
DJ Hype Phantasy FM’de 45 rpm’de house ve hip hop’tan oluşan bir breakbeat çaldı. Bu yaratıcı miksi ile oldukça dikkat çeken DJ Hype, kısa sürede yükselen isimlerden biri oldu. Jungle’ın formunu oluşturmasındaki en büyük adım The Scientist’in, ‘Excorcist’ ve ‘The Bee’ adlı iki önemli jungle track’ini yaratmasıyla oldu. Bu parçalardan etkilenen Mickey Finn, Bionic Man adından oldukça sert bir parça hazırladı. Zaten 1992 yılı adeta hardcore’un altın devriydi.

Jungle ve hardcore çoğu zaman birbirine karışmıştır. Aslında oldukça birbirlerine yakın türler olmalarına rağmen jungle’da senkronize olmayan ritmler yerine 4/4 tabanlı bir ritm kullanılır. Ayrıca jungle kısa zamanda büyük bir kitleyi ardında toplarken, hardcore dans scene’inde hiçbir zaman yeterli kitleye sahip olamadı. Hardcore ve jungle çoğunlukla ayrı rave’lerde çalındı ve işin komik tarafı bazen DJ’ler bile çalan parçanın jungle mı, hardcore mu olduğunu anlamakta zorluk çekti. Çünkü iki müzik türü de aynı çatı altında toplanıyordu ve henüz 1992 yılında ayrı bir jungle scene’inden söz etmek mümkün değildi.
Johnny Jungle’ın (Bugün Pascal olarak bilinir) ‘Johnny’ adlı hit’iyle yepyeni bir devir başladı. Ardından Johnny L’in XL’dan ‘Hurt You So’ parçasını bu küçük ama heyecanlı kitleye sunmasıyla jungle bir anda parlayarak hardcore arenasından uzaklaştı. 4 Hero, LTJ Bukem, Grooverider ve DJ Hype gibi geleceğin jungle yapımcıları bu türde yepyeni ritimler keşfetmeye başladılar. Böylece jungle kendi yolunda yeni bir doğru bir şekilde ilerlemeyi başarmış oldu.
1993 yılı karmaşanın sonu oldu. Hardcore ve onun ikiz kardeşi “happy hardcore” daha progressive bir ritimle apayrı bir yola doğru yol alırken, jungle daha çok breakbeat alanına yönelmişti. Ama yine de o zamanlar Wax Doctor gibi karamsar karakterler, daha sert ve karanlık bir bass sound’ından ödün vermeyerek yollarına devam ettiler. İşte bu noktada jungle kendi karakterini tamamen ortaya çıkarmış ve dinleyiciler tarafından da ne olduğu konusunda kuşku bırakmayacak bir forma ulaşmıştı. Bunun ardından jungle parçaları akmaya başladı. İlk Andy C ‘Valley Of The Shadows’ ile yıllarca unutulmayacak bir jungle hit’i ortaya çıkardı. O sıralar LTJ Bukem ambient müzik içerisinde vakit geçirirken, Ed Rush ise darkcore parçası ‘Bloodclot Attack’ ile jungle’ın karanlık tarafına yönelmişti. 1993 yılı, küçümsenmeyecek derecede Moving Shadows’un yılıydı. Omni Trio gibi dahiler ‘Renegade Snares’ ile jungle scene’inde eşsiz bir fırtınaya yol açtılar. Yine aynı dönemde Foul Play, remiksleriyle akıllara zarar track’leri jungle’a bağışladı. Prodüktörler hardcore’dan breakbeat’e doğru yöneldiklerinde zaten kendi yeteneklerini hangi alanda geliştireceklerine karar vermişlerdi.
1994 Jungle’ın patladığı yıl oldu. Awol (A Way Of Life), Jungle Rush, Jungle Fever, Thunder And Joy, Roast and Thrust gibi kulüplerde jungle plakları dönüyordu. Bu yıllarda jungle en çok ragga bassline’larından ve rasta vokallerden etkilendi. Bu ragga bassline etkileşimiyle ortaya çıkan yeni form jungle müziğinin ilk örneğini Dream Team (Bizzy B. Ve DH Pugwash) ‘Yeah Man’ parçası ile gösterdi. Korsan radyolarda dört ay boyunca üst üste çalınan parça ile bir anda jungle, tüm ruhunu rasta adama satarak daha da leziz bir tada ulaştı. Bunun üzerine en önemli jungle label’larından biri olan Ganja’nın kurulmasına sıra geldi. Zamanının en önemli breakbeat’çileri olan DJ Hype, DJ Zinc ve Pascal bir araya gelerek bir süre sonra jungle scene’inin en önemli label’larından biri olacak olan Ganja’yı kurdular.

Jungle’ın yayılmasında en büyük katkı korsan radyolardan geldi. Özellikle Kool FM jungle’ın bütün ferahlığını büyük bir kitleye sunan en önemli korsan radyolardan biriydi. Beş kez polisler tarafından yakalanmasına rağmen uzun süre gücünü korumayı da başardı. Bu sırada Krome and Mr. Time, efsane haline gelen klasik bir jungle track’i olan ‘The Licence’ı yarattı. Papa-Levi&Saxon Sound sample’ı kullanılan bu parça uzun bir zaman tansiyonu yükselten klasik bir jungle parçası oldu.
Jungle’ın atmosferi her zaman taze ve mutlu oldu. Londra tabanlı bir fenomenden gelen ve hiçbir yerde eşdeğeri olamayan bir müzikti. Dolayısıyla bu enerji bombası sound’ın yayılması için plak şirketleri bir bir jungle’a yönelmeye başladılar. Tearing Cinly, Rugged Vinly, Ganja Kru, Joker, Reinforced, Certificate 18, Photek Recordings, Prototype, Liftin Spirit ve Ram jungle müziğin ana kaynakları oldu. Label’ların da çoğalmasıyla jungle DJ’yi sayısı da artmaya başladı. O dönemde Proper Talent, sembolik ragga etkisiyle ve Candy’nin vokalleriyle ‘Intelligent Women’ parçasını ortaya çıkardığında, jungle artık yeteneklerin konuşturulduğu bir meziyet alanı haline gelmişti bile. Aynı dönemde DJ Hype ‘Tiger Style’ track’ini döndürürken, Dillinja da nispeten daha yumuşak ve tatlı bir sound’a sahip ‘Sovereign Melody’i yaratmakla meşguldü.
İşte tam da bu sırada Fantazia ve Telstar, jungle’ın popülaritesinin farkına vardılar. Fantazia “Fantazia takes you into Jungle” sloganı, Telstar “Jungle Mania” ile bu yeni doğmakta olan müzik türü için ellerinden geleni yapmaya başladı. Aynı zamanda çılgın junglist rave’i olan ‘Telepathy’, bütün junglist’lere mükemmel deneyimler yaşattı. Dünya dans arenası bu dönemde tam da jungle etkileşimli bir hale gelmeye başlamıştı. Senenin sonunda jungle’a bir kardeş geldi: Drum & bass, ortaya çıkan bu yeni tür müzik, jungle’ın konseptini benimseyen ama farklı bir tekniğe sahipti.
Sonraki yıllarda LTJ Bukem, Fabio, Doc Scott, Grooverider, Photek ve Dillinja gibi önemli isimler jungle’a taze sound getirerek bu müziği daha akustik efektlerle eşsiz bir yere taşıdılar. Başlangıçta jungle’a gelen bu yeni kardeşin, jungle’ın gölgesinden uzaklaşması zor oldu. Birinden diğerine geçişi izlemek, hangisinin hangi türe ait olduğunu anlamaktan daha kolaydı. Drum & bass yavaş da olsa kendi yolunda ilerlerken, jungle underground kültüründe yükselişini sürdürüyordu.

1995 yılında rolling (inişli-çıkışlı) tune keşfedildi. P-Funk’ın ‘P-Funk Era’ parçası jungle’daki inişli çıkışlı seslerin geleceğinin habercisiydi. “Daha fazla melek göremediğinizde başınız beladadır.” diyerek ‘Angels’ ve ‘Set Speed’ gibi track’leriyle DJ Krust jungle scene’inin yüksek sinerjisini bastırıyordu. Firefox ise ‘Bonanza Kid’ plağını çevirmekle meşgulken Urban Shakedown ragga vokal etkisiyle hazırladığı ‘The Arsonist’i jungle scene’ine sokmuştu.
1995 yılının sonlarına gelene kadar jungle scene’inde pek değişiklik yaşanmadı. 1995 yılı jungle ticaretinin doruklara ulaşmaya başladığı yıl oldu. Goldie 150.000 satan “Timeless” ile bütün dünya satışlarını arkasında bıraktı. Daha sonra da kendi label’ı Metalheadz’i oluşturma sürecine konsantre oldu. Goldie’nin label’ını kurmasıyla drum & bass DJ’leri kendilerini ifade edecekleri önemli bir yer bulmuş oldular. Doc Scott, Dillinja, Photek, Peshay ve Lemon D gibi isimler Goldie’nin çatısı altında toplandılar. Bu dönemde 4 Hero efsane track ‘Mr Kirk’s Nightmare’ remiksi ile gündeme geldi. 1996 yılına doğru drum & bass ön plana çıkarken jungle atmosferi yavaş yavaş yok olmaya başladı. Jungle bu ticari atılımın biraz gerisinde kaldı ve bir şekilde undergound camiada bu ticari zincire katıldı. 1996 yılında AWOL ve Roast gibi önemli jungle kulüpleri sinek avlayacak hale gelmişlerdi. Sadece Club DLB jungle’ın ilerleyişini besleyebilen tek merkez noktaydı.
1996 yılı Drum and Bass plaklarının döndürüldüğünü yegane dönem oldu. Grooverider’ın ‘Hardstep’i jungle / hip hop füzyonu ile dinleyiciler tarafından benimsenen parça oldu. Sert beat’lerin kullanıldığı ve breakbeat’ten daha genel olan 4/4’lük ritimlerin ağır bastığı bu track’le drum & bass’in de seyri değişmeye yüz tuttu. Birçok insan No U Turn’ün Tachstep tünün oluşumu için önemli bir atak yaptı. Emotif’ten çıkan “Techsteppin” albümü, ismiyle de yeni bir müzik türünün adı haline geldi. Yarattıkları yeni türle bir anda yıldızları parlayan No-U-Turn, Ray Keith’in ‘94 yılındaki klasik haline gelmiş parçası ‘Terrorist’in bassline’larını kullanarak daha asidik ve analog bir ses elde ettiler. Müzik üzerindeki bu deneysel duruşları, zaten böyle bir arayış içinde olan kitleye ilaç gibi geldi. No-U-Turn ile drum & bass ve jungle ortamları yeni arayışlar içine girdiler.
İşte tam da bu dönemde ‘Intelligent drum & bass’ adı altında parçalar yapıldı. Daha ambiet /jazz niteliği taşıyan bu parçalar liste başlarına oturdu. Bu sıralarda Grooverider daha “dark” veya “darkstep” bir sound’un peşindeydi. Deneysel drum & bass hiçbir zaman alt kültür tarafından benimsenmedi. O sırada alt kültürde jungle’ın düşüşüyle yükselen drum & bass’i kavramaya çalışan bir dinleyici kitlesi söz konusuydu. Yeni ve hatta deneysel olana hiç hazır değildi.
Drum & bass’in yükselmeye başladığı ve jungle’ın arka planda kaldığı bu dönemde Adam F, efsane haline gelen ‘Circles’ parçasını, Origin Unknown’da genellikle ‘31 Seconds’ olarak da bilinen ‘Valley of the Shadows’u yarattı. ‘31 Seconds’ bu dönemde jungle adına verilmiş en önemli track’lerden biri oldu ve uzun zaman da bu özelliğini korudu. ‘96-97’deki yeni yıl partileri ‘94-95’teki yeni yıl partilerinden pek farklı geçmedi. Ortada bir gerçek vardı ki, o da jungle atmosferinin yok olmaya başlamasıydı. 1997, drum & bass DJ’lerinin hem ticari hem de manevi tatmini açısından altın yılı oldu. House kulüpleri, bu yeni türün dahilerini kendi klüplerinde çalmaları için kovalamaya başladılar. 97 yılındaki en önemli hareket Roni Size’ın DJ Die, DJ Suv, Krust ile bir araya gelmesi oldu. Bu dönemde Roni Size ‘Share The Fall’ ile yükselirken Grooverider da onu takiben bu parçaya karanlık bir remiks yaptı.

Birbirinden farklı drum & bass türleri kendi yönlerinde ilerlediler. Uzun bir zaman Roni Size, drum & bass ortamlarında adından sıkça bahsettiren isim oldu. “Brown Paper Bag”, yayınlanmasından kısa bir süre sonra bütün kitlenin gönlünü fethetti. LTJ Bukem, Blame ile bir araya gelerek “Logical Progression 2”yi sundu. Techstep, dönemin en büyük stiliydi. Jhonny L, hardcore parçası ‘Piper’ ile tarihe gömülmediğini göstererek tekrar ortaya çıktı.
Drum & bass’in bu atağı bir yandan yeni beat’lere ve deneysel oluşuma imkan tanırken, oluşmakta olan jungle scene’ini bastırdı. Zamanla jungle’ın kendine özgü beat’leri yok olmaya başladı. Birçoklarına göre jungle’e veda sayılabilecek en büyük ve son parti Lydd Havaalanı’nda oldu. Bu son parti, jungle’ın “Rave Tarihi”ndeki bölümünün sonuna gelmeden önce varlığını göstermesi için son şansıydı.
1997 yılında bazı label’lar moda olabilmek ya da underground kültürü beslemek için Juice, Back 2 Basics ve Second Movement’ın albümlerini yayınlamayı sürdürdüler. Bütün bu arayış ve kendini bulamayış dönemi 1998’e gelindiğinde formunu belirlemeye başlamıştı. Junglistler tekrar eski takımı toplayarak, bu scene’i canlandırmaya başladılar. True Playaz, Frontline, Juice, Splash, Timeless, Dread gibi önemli plak şirketleri, techstep, hardstep, intelligent dnb gibi bir sürü kafa karışıklığını bir anda ortadan kaldırıp, jungle’ı formunu kazanmış bir şekilde yeniden doğurdu. DJ Ron, “Future Dubwise” albümü ile mükemmel bir dönüş yaparak jungle’ın yok olmadığını gösterdi.
Not: Elif Acar bu yazıyı Burada yazdı.



















