Hector Berlioz ve Fantastik Senfoni

“Eserlerimi adamakıllı çalmak uç noktada bir duyarlılık ve karşı konulamaz bir şevk, kontrollü bir coşkunluk, olağanüstü bir sevecenlik ve neredeyse hastalıklı bir melankoli gerektirir”
Berlioz, müziğinin egemen niteliklerini, tutkulu anlatım, yoğun heyecan, ritmik canlılık ve beklenmedik dönüşler olarak anlatır. Müziği, Victor Hugo’ nun şiirindeki ihtişamın ve Eugene Delacrois’in tablolarındaki dramatik yoğunluğun karşılığıdır.(1)
Fransa’ da Grenoble yakınlarında küçük bir kasabada doğan Hector Berlioz (1803- 1869), doktor olan babasının isteğiyle 18 yaşında Paris’e tıp okumaya gider. Ancak, konservatuvar ve opera, kadavralardan daha çok ilgisini çeker. Ertesi yıl, ailesini şoke eden bir karar alarak tıp öğrenimini bırakır. Paris Konservatuvarı’ nda okur, Le Sueur ve Reicha ile çalışır. Le Sueur’un düşgücüne önem veren tarafı, genç besteciyi etkiler: Müziğin kural ve ilkelerini gereğince uygulamaktan kaçınan, temeli, geri planı daha çok mitolojide, edebiyatta, tiyatroda, İncil’ de arayan bir yönsemeyi benimser. Byron, Goethe, Schiller, Shakespeare hayranıdır.
1827’ de Paris’e gelen bir İngiliz tiyatro topluluğundan Hamlet’i izlerken Ophelia ve Juliet rolleriyle Parislilerin yüksek beğenisini kazanan Harriet Smithson’ a karşı konulamaz bir tutkuyla aşık olur. Berlioz, adeta Romantik bir roman olan Anılar adlı kitabında aşkını şöyle anlatır:
“ Yoğun, baskın bir hüzün duygusuyla saplantılı bir hale gelmiştim. Uyuyamıyordum, çalışamıyordum ve zamanımı amaçsız bir şekilde Paris ve çevresinde gezinerek geçiriyordum.”
Yazdığı çılgın ve heyecanlı aşk mektupları genç kadını korkutur ve Harriot Smithson Berlioz’la görüşmeyi reddederek Paris’i terkeder.
“ Bir an için ona duyduğum aşkdaki şiirselliği, sonsuzluğu kavrayabilseydi eğer, kollarıma atılırdı.”
Bu aşkın karşılık görmemesi, 1830’ da Fantastik Senfoni’ yi Berlioz’a yazdıran duyguların kaynağını oluşturur. Ruhsal gelişimdeki dramatizm, Le Sueur’ün “program müziği”* etkileriyle bu eserde somutlaşır.
1833’ de eser üzerinde ufak düzeltmeler yaparak Fantastik Senfoni’yi kendi olanakları ile oluşturduğu bir orkestrayla dinleyicinin beğenisine sunar. Parisliler bu muhteşem otobiyografik eserle, onun hayret uyandıran yeniliklerle dolu orkestrasyonuyla, diabolik ve tuhaf betimlemeleriyle şaşkına döner. Berlioz artık ünlenmiş bir Fransız romantiğidir. Dinleyiciler arasında Harriet Smithson da bulunur. Bir yıl sonra da evlenirler. Ancak bu evlilik mutsuzluk getirir ve çok da uzun sürmez.(2)
Berlioz program müziğin üst düzey bir yaratıcısıdır. Müzikbilimci Curt Sacs onu şöyle değerlendirir:
“Berlioz demek, aşırı bir düşgücü, ele aldığı şeylerde kocamanlık, parlak renkler demektir. Garipliğinin ve hasta yönünün sınırı yoktur. Salt kocaman olmak için kocaman olma merakı, kimsenin düşünemeyeceği kümeler üzerine kümeler, biçimin ve çizginin dışına taşan gözkamaştırıcı renkler..”
Solo çalgı için hiçbir eseri bulunmayan besteci, oda müziği eseri de yazmamış. 6 opera, 4 program senfoni, 5 senfonik uvertür, pek çok koro, ses ve orkestra için müzikler bestelemiştir.
Berlioz’un üretkenliği kendini yazarlıkta da gösterir. Yıllarca Paris’te Journal des Débats adlı gazetede müzik eleştirmenliği yapmış, “Anılar” ve “Mektuplar” adlı edebi kitapları dışında, bazı operalarının librettolarını kendi hazırlamış, müzikle ilgili birçok kuramsal kitaplar yazmıştır.(3)
Fantastik Senfoni
Beş bölümlü oluşuyla bir ilk olan bu ‘program senfoni’ için Berlioz’ un yazdığı programın girişi söyledir:
“ Olağanüstü duyarlılığı ve geniş bir hayal gücü olan genç bir müzisyen, ümitsiz bir aşk yüzünden çaresizdir ve kendini opiumla zehirler. İlaç onu öldürecek güçte değildir ancak tuhaf görüntülerin eşlik ettiği derin bir uykuya daldırır. Algıları, duyguları ve anıları birer müzikal görüntü ve fikire dönüşür. Sevgili aşkı onun için bir ezgi, aklından hiç çıkmayan, sürekli yinelenen bir tema haline gelir.”
Berlioz’un idée fixe (saplantılı fikir) adını verdiği bu tek ezgi sevgilinin temsilidir. Eserin her beş bölmesinde de duyulur ve senfoninin birbirine zıt episodlarını birleştirir. Aynı temanın bir senfoninin her bölümünde görünmesi Berlioz’un yaşadığı zamanların en çarpıcı yeniliklerinden biridir. Tema karakter olarak eser boyunca değişir; sırayla, sevinçli, valsimsi ve kaba bir hal alır.
Yazıldığı dönem gözönüne alındığında bu senfonideki bir diğer yenilik geniş ve renkli enstrumantasyonudur: piccolo flüt, 2 flüt, 2 obua, korangle, 2 kalrinet, 4 fagot, 4 korno, 2 kornet, 2 trompet, 3 trombon, 2 tuba, 4 timpani, bass drum, snare drum, simballer, çanlar, 2 arp ve yaylı çalgılar. Berlioz en ağır orkestrasyonu son iki bölümde, fantastik ve diabolik betimlemelerinde kullanmıştır. Ölüm ya da doğaüstü ile ilgili konular yıllarca operada işlense de ilk kez bir senfonide ele alınıyordu.
1. Bölüm: “Tutkular ve Hayaller”
“(Genç müzisyen) aşkı ile karşılaşmasından önceki ruh yorgunluğunu, tarifsiz arzularını, karanlık melankolisini, hedefsiz hazlarını anımsar ilk önce. Sonra, sevgilinin kendisinde uyandırdığı taşkın aşkı, delirtici acıyı, derin şevkati ve teselliyi.”
Senfoni uzun ve yavaş bir girişle başlar- neredeyse kendi başına bir bölümdür- tempo ve havasındaki dalgalanışlar rüyavari bir atmosfer yaratır. Surdinli kemanların çaldığı uzun ezgi, Berlioz’un anlatımıyla “ümitsiz bir aşkın tuzağına ilk kez düşmüş genç bir kalbin baskın hüznü”nü betimler.
Dinleme Rehberi: 5’30″ idée fixe teması
Girişin ardından gelen çabuk bölmede keman ve flütlerin çaldığı idée fixe teması duyulur. Berlioz bu yukarı doğru genişleyen ezgiyi “ tutkulu ama aynı zamanda kibar ve mahçup” olarak tarif eder.
Dinleme Rehberi: 0”00″ gelişme ve idée fixe teması, 7’20″ sükunet.
Gelişme bölmesinde Berlioz idée fixe temasından kesitler kullanarak tansiyonu yükseltir. Yıkıcı bir doruğu anlamlı bir sükunet izler. Bölümün sonuna doğru bütün orkestranın histerikli bir sevince dönüşen idée fixe temasını çaldığı yerde ikinci bir doruğa ulaşılır. Bölüm, “derin teselli” yi uyandıran yavaş akorlarla son bulur.
2. Bölüm: “Balo”
“ Görkemli bir bolonun hengamesinin ortasında sevgilisini yeniden bulur.”
Bu bölüm, Romantik dönemin en populer dansı olan bir valstir. Girişte yaylı sazlar ve arplarla yapılan parıltılı görüntüyü, kemanlardaki kıvrak vals teması takip eder. Orta bölmede tahta nefesli sazlarla duyurulan idée fixe teması valse dönüşmüştür. Daha sonra ‘zum çak çak’ eşliğiyle kıvrak vals temasından kesitler duyulur.
Sonda, Berlioz bir doruk noktası oluşturur, ancak solo klarinetin çaldığı ve idée fixe i anımsatan yumuşak bir ezgi ile kesiliverir.
Dinleme Rehberi: 0’48″ vals teması, 2’15″ idée fixe teması, 3’15″ vals teması, 5’20″ idée fixe teması
3. Bölüm: “ Kır Sahnesi”
“ Kırda bir yaz akşamı, iki çobanın karşılıklı ezgisel atışmalarını duyar. Onu çevreleyen bu pastoral düet, yumuşak bir rüzgarla dalgalanan ağaçların hışırtısı umutla doldurur içini. Kalbi olağanüstü bir huzurla dolar ve düşünceleri canlanır, renklenir. Ancak sevgilisi yine belirir, kalbi sıkışır ve karanlık düşüncelere kapılır. Ya sevdiği onu aldatırsa?. Çobanlardan biri türküsünü bitirir, diğeri onu cevaplamaz bu defa. Güneş batar. Uzaklarda bir yerlerde gök gürler- yanlızlık-sessizlik.”
Girişte, Berlioz doğanın ortasındaki yanlızlık duygusunu uyandırır. Obua bir oktav inceden koranglenin çaldığı ezgiyi tekrarlamaktadır. Onları flüt ve kemanlarda geniş bir ezgi izler: tatlı hayal.
Ardından idée fixe yeniden duyulur, obua ve flütün çaldığı bu ezgiye çello ve kontabasların çaldığı zıt karakterde bir ezgi eşlik eder. Sona doğru tekrar koranglenin solosu duyulur ama bu defa obua onu cevaplamaz. Onun yerine timpanilerin gökgürültüsünü andıran sesi duyulur. Berlioz bu anın yanlızca gökgürültüsünü imite etmediğini, rahatsız eden hüznü ve acıveren soyutlanışı büyüten çaresizliği kabuledilebilir kıldığını söyler.
Dinleme Rehberi: 7’30″ idée fixe teması
Dinleme Rehberi: 4’32″ korangle’nin şarkısı, 4’50″ timpaniler
4. Bölüm: “ Darağacına Yürüyüş”
“ (Genç adam) sevdiğini öldürdüğünü düşünür, bu yüzden yargılanmış ve idama mahkum olmuştur. Değişimli olarak iç karartıcı ve delişmen, görkemli ve ağırbaşlı bir havaya bürünen marş kafileye eşlik etmektedir… Patlamaların gürültüsü ve ağır adımların boğuk sesleri… Sonunda bir an için idée fixe geri gelir, tıpkı öldürücü bir darbe ile sevgilinin son defa düşünülüşünün kesilmesi gibi.”
“ Darağacına yürüyüş beklediğimden 50 misli daha ürkütücü oldu”. Berlioz senfoninin ilk provası sonrasında gülümseyerek bu cümleyi söyler. Bakır nefesliler ve vurmalıların tümü bu bölümde devreye girmiştir. Açılıştaki orkestral tını tehditkar bir atmosfer yaratmıştır. Çello ve kontrabaslarda yavaş yavaş aşağıya inen bir ezgi duyulur. Bu fikir birkaç kez fagotlarla gelen karşıezgiler eşliğinde tekrarlanır. Marş havasındaki bu bölmenin sonunda, solo klarinet idée fixe temasını çalmaya başlar ancak bu giyotin bıçağının düşüşünü andıran akorlarla vahşice kesilir.
Dinleme Rehberi: 4’10″ idée fixe teması
5. Bölüm: “ Cadıların Sabat’ı Rüyası”
“Kendini cadıların Sabat’ ında, gulyabanilerin, büyücülerin, ucubelerin her çeşidinden bulunan korkunç bir kalabalığın içinde görür. Garip sesler, iniltiler, kahkaha çığlıkları, uzaktan birbirini cevaplayan haykırışlar. Sevgilinin melodisi duyulur, fakat karakteri- kibarlığını ve mahçupluğunu-yitirmiştir. Artık bir dans havasından başka birşey değildir, aşağılık, değersiz, anlamsız. Sabat’a gelen bir kadındır yanlızca… Gelişi sevinç uğultularıyla karşılanan.. Diabolik ayine katılmıştır.. Cenaze çanları… Alaycı bir Dies irae… Cadıların dansı ile Dies irae birleşir.”
Bu bölüm senfoninin en fantastik bölümüdür. Bir seri grotesk olay betimlenmektedir. Yavaş ve sessiz bir giriş birdenbire dinleyiciyi ölüm ve doğaüstü ile ilgili olan bir aleme götürür: garip sesler, iniltiler… Hızlı bölmede sevgili bir cadıya dönüşmüştür. İdée fixe teması çığlığımsı bir şekilde tiz perdelerde klarinet tarafından çalınmaktadır, ezgi hızlı ve trillerle süslenmiş bir biçimde gelir.
Cenaze çanı havası veren çanların gelişi bölümün dehşet uyandıran bir sonraki kısmıdır. Tubalar ve fagotlar pes tonlarda pes tonlarda kutsal bir ezgiyi çalarlar. Bu ezgi bir ortaçağ şarkısıdır: Dies irae (hüküm günü), geleneksel olarak ölen için yapılan törende söylenir. Berlioz bu alıntıyı sonsuz lanetin sembolü olarak yapmıştır. Daha sonra ezgi bir oktav yukarıdan tahta nefesli sazlar ve kemanlar tarafından dansvari bir ritm ile çalınır. Berlioz bir bölüm önce idée fixe temasına yaptığını burada bu dini ezgiye de yapmış, onu adi bir şarkıya dönüştürmüştür.
Besteci cadıların kendilerinden geçtikleri danslarını fügümsü bölmeye taşır. Fügün teması (cadıların dansı) ilkin pesten yaylı sazlarda duyulur, daha sonra diğer enstrümanlar tarafından imite edilir.
Kreşendo kuvvetli bir doruk yaşatır, bir yandan bakır ve tahta nefesli sazlar peste yavaş hareketle Dies irae’ yi çalarlar, öte yandan yaylı sazlar cadıların hızlı dansını. Bu müzikli kabus böylelikle biter.(2)
Dinleme Rehberi: 1’26″ idée fixe teması, 1’40″ idée fixe teması, 2’58″ cenaze çanları, 3’26″ dies irae, 4’25″ dies irae (dans gibi), 5’18″ füg, 7’08″ dies irae ve cadıların dansı
* Program müzik: Bir hikaye, şiir fikir ya da olay ile ilişkilendirilmiş enstrümantal müziktir. Doğadaki devinim ve sesler, ya da bir hikayeye özgü duygular, karakterler ve durumlar müzikle betimlenir. Böyle müziklerin bir başlığı ya da bestecisi tarafından yazılmış bir açıklama metni yani ‘programı’ vardır. Başlıca formları şunlardır: Program senfoni, konser uvertürü, senfonik poem, incidental müzik.
KAYNAKLAR:
(1) J.Maclis & K.Forney, The Enjoyment of Music, W.W. Norton & Company, 7. Edition, 1955,s. 282.
(2) R. Kamien, Music an Apreciation, McGraw-Hill Book Company, 4. Edition, 1976, s. 336-344.
(3)A. Say,Müzik Ansiklopedisi,Müzik Ansiklopedisi Yayınları, Ankara, 1.Basım, 2005, 1.cilt. s.208-210.
A. Say, Müzik Tarihi, Müzik Ansiklopedisi Yayınları, Ankara, 1994, s.347-351.




















Bu bestecinin “beceriksizce” denebilecek işlerine bir bakın, yanlış bas’larına! Bunları gördükçe insanın, Berlioz’un bir duygu fırtınası yarattığına inanası gelir. Fransızca da “seni seviyorum” tümcesi, “tersine çevrilebilir kontrpuvan” yöntemiyle yazılabilir mi? Berlioz, dehasını böyle, içinden geldiği gibi bestelemesine borçludur. Müziğin Delacroix’ıdır* o.; bestelerinde kesin bir plan izlediği için değil, geniş renk lekelerinden büyük fresklere ulaşmaya uğraştığı için. Her şey, doğada olduğundan daha geniş, daha abartmalıdır Berlioz’un yapıtlarında. Onun müziğini, Clouet’nin* bir desenine bakarmış gibi okursak, ihanet etmiş oluruz bu besteciye.
Charles Munch, Ben Bir Orkestra Şefiyim, Afa, 1990, shf 71.
*Delacroix, Clouet Fransız ressamlar…
if I am there İSN’T
THERE is ARMONYH
WİTHOUT EAR YOU KNOW WHAT YOU CAN’NOT
ooo endless earlessness of mind