abone ol: Sunular | Yorumlar

Dünya’da Organik Yaşamın Başlangıcı Geleceğin Müziği: Reachtable

Yaşamın Kendisine Karşı Komplonun Nişanesi Olarak: Haç Dini!

0 comments

Yaşamın ağırlık noktası yaşamın içine değil, «öte »ye yerleştirilince — hiçliğe —, o zaman, yaşamın ağırlık noktası toptan kaldırılmış demektir. Bireysel ölümsüzlük konusundaki büyük yalan, içgüdülerdeki her ussallığı, her doğallığı yıkar, —içgüdülerde olumlu, yaşamı ilerletici, geleceği sağlamlaştırıcı ne varsa, artık güvensizlik uyandırır. Yaşamanın artık hiçbir anlamı yok, diye yaşamak, yaşamın anlamı olur artık… Neye yarar ki topluluk ruhu, neye yarar geçmişe ve atalara şükran, neye birlikte çalışmak, güvenmek, herhangi bir toplu refah arzulamak ve amaçlamak?… Hepsi «ayartı» bunların, hepsi «doğru yol»dan sapmalar — «Tek bir şey gerek»… Herkesin, ölümsüz ruh» olarak herkesle eşit düzeyde olması, bütün varlıkların toplamı içinde, her bir bireyin «felah»ının bir bengi önemlilik üzerinde hak iddia edebilmesi, ufacık böceklerin ve dörtteüç çatlakların, kendileri uğruna doğa yasalarının sürekli çiğneneceğini hayal edebilmeleri, —her türden bencilliğin böylesine, sonsuzluğa, utanmazlığa dek yüceltilmesini, yeteri bir hor görüyle niteleyemiyor kişi.. Oysa Hıristiyanlık, zaferini, bireysel kendini beğenmişliğin bu acınası pohpohlanmasına borçludur, —tam da bununla bütün biçimsizleri, isyankâr eğilimlileri, nasibi kıtları, insanlığın bütün süprüntü ve artıklarını kendi yanma çekti. «Ruhun felahı» —çevirirsek: «dünya benim çevremde dönüyor»…

«Herkese eşit hak» öğretisinin zehiri —Hristiyanlık bunu en temel biçimde yaymıştır; Hristiyanlık, insan ile insan arasındaki her türlü derin saygı ve mesafe duygusuna karşı, yani kültürün her türlü yükselme ve büyümesinin önkoşuluna karşı, kötü içgüdülerin en gizli köşebucağından çıkarak, ölümüne bir savaş vermiştir, —kitlelerin ressentiment’ını döve döve, baş silahını biçimlendirmiştir, bize karşı, yeryüzündeki her türlü soyluluğa, neşeliliğe, yüce yürekliliğe karşı, bizim yeryüzü mutluluğumuza karşı… Kabul edelim ki bu Petrus ve Paulus’un «ölümsüzlükleri, soylu insanlığa karşı o zamana dek girişilmiş en büyük, en alçakça saldırıydı. —Ve Hıristiyanlıktan çıkarak, politikaya dek sızmış bu yazgıyı da küçümsemeyelim! Bugün hiç kimsenin cesareti yok, özel haklara sahip olmak için, egemenlik hakları için, kendisi ve kendi eşitleri karşısında derin saygı duyguları için—bir mesafe tutkusu için ortaya çıkmağa. Politikamız bu cesaret yoksunluğu yüzünden hasta haldedir!—Düşünüş biçimi aristokrasisi, ruhların eşitliği yalanı yoluyla, yeraltının en altına gömülmüştür ve «çoğunluğun hakkı»na inanç, devrimler yapmış ve daha da yapacaksa, hiç kuşkumuz olmasın, Hıristiyanlıktır, Hristiyanca değer yargılarıdır, her devrimi salt kan ve suçluluğa çeviren! Hıristiyanlık, her türlü sürünenlerin, yüksekliği olanlara karşı başkaldırısıdır: «düşkünler »in Evangelium’u, düşkünleştirir…

Evangelium’lar (Sevinçli Haber – İncil-e inananlar), daha ilk topluluk içindeki dayanılmaz yozlaşmanın tanıkları olarak paha biçilmez değer taşırlar. Paulus’un sonradan bir haham mantıkçı kinikliğiyle ucuna götürdüğü süreç, gene de, Kurtarıcı’nın ölümüyle başlayan düşüş süreciydi yalnızca. —Bu Evangelium’ları okurken yeteri kadar dikkatli olamıyor kişi; her sözcüğün ardında zorluklar yatıyor. İtiraf ediyorum. Bana karşı şu söylenebilir : bunlar, tam da bu özellikleriyle, bir psikolog için birinci sınıf zevk kaynaklarıdır, —her türlü safdil yozlaşmanın karşıtı olarak, psikolojik yozlaşmanın par excellence (daha üstü olmayan) incelmişlikleri, sanatlaşmaları. Evangelium’lar, benzersizdir. Genel olarak İncil, hiçbir karşılaştırma kaldırmaz. Karşınızda Yahudiler var: ilk bakış açısı bu, burada ipin ucunu hepten kaçırmamak için. Burada «kutsal» hale gelen dehalaşmış kendini çarpıtma, bu kitaplar ve insanlar arasında başka hiçbir yerde yaklaşık olarak bile ulaşılmamış, sanat olmuş sözcük ve davranış kalpazanlığı, herhangi bir bireysel yeteneğin, herhangi bir istisnai mizacın rastlantısı değildir. Burada ırk vardır. Kutsal bir biçimde yalan söyleme sanatı olarak Hıristiyanlıkta, bütün Yahudilik, yüzlerce yıllık özenli, ciddi Yahudi uğraşısı ve becerisi, son ustalık düzeyine ulaşır. Hıristiyan, yalanın bu ultima ratio’su (en son amacı), bir kere daha Yahudi’dir —hatta üç kere kendisi… Yalnızca, rahibin pratiğinde kanıtlanmış kavramları, simgeleri, tavırları uygulama konusunda temelden bir istem, başka her türlü pratiği, başka her tür değer ve yararlılık perspektifini içgüdüsel olarak reddetmek —bu yalnızca gelenek değildir, bu kalıtımdır: ancak kalıtım olmasıyla, doğa gibi bir etkilemede bulunabilirdi. Bütün insanlık, hem de en iyi çağların en iyi kafaları —(biri dışında, ama belki de o salt bir insan – dışıdır—) aldandılar. Evangelium, masumluk kitabı olarak okundu… : burada ne denli ustalıkla oyun oynandığının hiç de küçük bir nişanesi değil bu. —Tabi ki, bunları, şöyle gelip geçerken bile olsa, görebilseydik, bütün bu harika böcekleri ve uydurma azizleri, işleri tabiî ki hemen biterdi, —ve tam da bu yüzden, ben, her okuduğum sözcükte bir tavır görmeden edemediğimden, onların işini bitiriyorum… Hiç dayanamadığını da, bunların bir biçimde gözlerini şöyle kocaman kocaman açmaları.

Bereket versin büyük çoğunluk için kitapla yalnızca edebiyattır — Aldanmamak: «yargılamayın» derler, ama yollarında duran herşeyi cehenneme gönderirler. Tanrının yargılamasını sağlayarak, kendileri yargılarlar; tanrıyı yüceltmekle, kendilerini yüceltirler; tam da kendi elde edebilecekleri —dahası, ayakta kalmak için gereksedikleri— erdemleri teşvik etmek1e, kendilerine erdem uğruna güreşiyorlar, erdemin egemenliği için savaşıyorlar görünümünü verirler. «Biz iyi için yaşıyoruz, ölüyoruz, kendimizi kurban ediyoruz» («hakikat» için, «ışık» için, «tanrının melekûtu» için) : Aslında yaptıkları, yapmadan edemeyecekleridir. Ödlekçe tarzlarıyla sinerken, köşeye çekilirken, gölgelerde gölgeler gibi yaşayıp giderken, bunu bir ödev haline sokarlar: ödev olarak görülünce, yaşamları alçakgönüllü gibi gözükür, alçakgönüllülük olarak da erdemliliklerinin bir kanıtı olur… Ah, bu alçakgönüllü, iffetli, iyi yürekli yalancılık! «Bizim tanıklığımızı erdemin keıdisi yapar»… Evangelium’lar, ahlak aracılığıyla ayartılma kitapları olarak okunmalıdır: ahlak, bu küçük adamlarca iyice bir cilalanır, —bunlar iyi bilirler ahlakla ilgili nasıl davranılması gerektiğini! İnsanlık, ahlakla, en iyi burnundan çekerek götürülür! —Gerçek şu ki, burada en bilinçli seçilmişlik kendini beğenmişliği, alçakgönüllülük rolünü oynamaktadır: kendileri, «topluluk», «iyiler ve haklılar», toptan bir yana, «hakikat»ın yanına konur —ve geri kalan da, «dünya» da, öteki yana… Bu, yeryüzünde şimdiye dek ortaya çıkmış en alınyazıcı büyüklük vehmidir: küçük, çarpık böcekler ve yalancılar, başlarlar «tanrı», «hakikat», «ışık», tin», «sevgi», «bilgelik», «yaşam» kavramlarına sanki kendilerinin eşanlamlılarıymış gibi sahip çıkmağa; bu yolla da «dünya»yı kendi karşılarında sınırlandırmağa; küçük, en büyük olma şişkinliğindeki, her türden tımarhane için biçilmiş kaftan Yahudiler, değerleri kendi etraflarında tersine çevirdiler, sanki Hıristiyan, geri kalan her şey için ilkin anlam, tuz-biber, ölçüymüş, hem de her şeyin en son yargılayıcısıymış gibi… Bütün bu alınyazıcı durumu olanaklı kılan, dünyada akraba, ırktan akraba bir büyüklük vehminin zaten bulunmasıdır, Yahudi büyüklük vehminin: Yahudiler ile Yahudi-Hıristiyanlar arasındaki uçurum açılır açılmaz, berikilerin elindeki tek seçenek, Yahudi içgüdüsünün öğütlediği kendini koruma işlemlerinin aynılarını, Yahudilerin kendilerine karşı uygulamaktı, hâlbuki Yahudiler bunları o zamana dek yalnızca Yahudi olmayanlara karşı uygulamışlardı. Hıristiyan, yalnızca, «daha özgür» itikatlı bir Yahudi’dir.

Bu küçük adamların kafalarına taktıklarından, Usta’larının ağzına soktuklarından bir-iki örnek veriyorum: hepsi de «güzel ruhlar»ın itirafları.

«Neresi sizi kabul etmezse, ve sizi dinlemezlerse, oradan çıkarken ayaklarınızın altındaki tozu onlara şehadet olsun diye silkin. Derim size, doğrusu, yargı gününde Sodom Ve Gomorrha’nın durumu bu şehirden daha çekilir olacaktır.» (Mark. 6,11)

Ne kadar da Evangelium’ca !…

«Bana iman eden bu küçüklerden birini kim sürçtürürse, boynuna büyük bir değirmen taşı takılıp denize atılması kendisi için daha iyidir.» (Mark. 9, 42)

Ne kadar, da Evangelium’ca!…

«Eğer gözün sürçmene sebep oluyorsa, onu çıkar; senin için bir gözün olarak Allah’ın melekûtuna girmek, iki gözün olarak cehenneme atılmaktan iyidir; orada onların kurdu ölmez, ve ateşi sönmez.» (Mark, 9, 47 [48])

Kastedilen de göz değil…

«Doğrusu size derim: Burada duranlardan bazıları vardır ki, Allah’ın melekûtunun kudretle geldiğini görmeden, ölümü hiç tatmayacaklardır.» (Mark. 9, 1)

İyi yalan salladın, Aslan…

«Bir kimse arkamdan gelmek isterse, kendisini inkâr etsin, ve haçını yüklenip ardımdan gelsin. Çünkü… (Bir psikologun dipnotu. Hristiyan ahlakı çünkü’leriyle çürütülebilir: onun «temelleri»ni çürütmek —Hristiyancası da bu.) Mark. 8, 34 [35].

«Hükmetmeyin ki, hükmolunmayasınız. [Çünkü ne hükümle hükmederseniz, onunla hükmolunacaksınız;] ölçtüğünüz ölçü ile de size ölçülecektir.» (Mark, 7, 1)

«Hakkaniyetli» bir hakimin ağzından geldiğine göre, ne de hak kavramı ya!…

«Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz, ne karşılığınız olur? Vergi mültezimleri de. öyle yapmıyorlar mı? Ve yalnız kardeşlerinizi selamlarsanız, fazla ne yapmış olursunuz? Mültezimler de öyle yapmıyorlar mı?» (Matta. 5, 46)

«Hristiyanca sevgi» ilkesi: sonunda karşılığında iyi bir de fiyat ister…

«Fakat siz insanlara suçlarını bağışlamazsanız, Babanız da sizin suçlannı bağışlamaz.» (Matta. 6, 15)

Bu adı geçen «Baba» da pek tavizkâr doğrusu…

«Fakat önce onun melekûtunu ve salâhını arayın; ve bütün bu şeyler size artırılacaktır.» ([Matta. 6, 33])

Bütün bu şeyler: yani yiyecek, giyecek, yaşamın bütün gereksinimleri. Bir yanılgı olsa gerek burada, en hafifinden söylendikte… Hemen peşinden de tanrı terzi olarak belirir, en azından bazı durumlarda…

«O günde sevinin ve sevinçten sıçrayın; çünkü, işte, gökte karşılığınız büyüktür; çünkü, onların babaları da peygamberlere böyle ederlerdi.» ([Luka. 6, 23]).

Utanmaz molozlar! Hemen peygamberlere benzetmeğe başlıyorlar kendilerini…

«Bilmez misiniz ki Allahın mabedisiniz, ve Allanın Ruhu sizde durur? Eğer bir kimse Allahın mabedini bozarsa, Allah onu bozacaktır; çünkü Allahın mabedi mukaddestir; o mabet sizsiniz.» (Pavlus I Korint. 3, 16).

Böyle birşeyi yeterince horgörmek elinden gelmiyor kişinin…

«Yahut mukaddeslerin dünyaya hükmedeceklerini bilmez misiniz? Ve eğer dünya sizin tarafınızdan hükmolunursa, en küçük şeyleri hükmetmeğe liyakatsiz misiniz?» (Pavlus I Korint. 6, 2).

Ne yazık ki salt bir tımarhane kaçkınının sözleri değil bunlar… Bu korkunç düzenbaz şöyle sürdürüyor sözlerini:

«Meleklere hükmedeceğinizi bilmez misiniz? bu hayata ait şeyler nerede kalır?»…

«[Hikmetçi nerede? Yazıcı nerede? Bu dünyanın bahsedicisi nerede?] dünyanın hikmetini Allah akılsızlığa döndürmedi mi? Zira madem ki dünya Allahın hikmetinde kendi hikmetile Allahı bilmedi, Allah iman edenleri vâzın akılsızlığı ile kurtarmağa razı oldu. [...Zira davetinize bakın ey kardeşler;] bedene göre hikmetliler, çok kuvvetliler, çok asilzadeler davet olunmamıştır; fakat Allah, hikmetlileri utandırmak için, dünyanın akılsız şeylerini seçti; ve Allah, kudretli şeyleri utandırmak için, dünyanın zayıf şeylerini seçti; ve Allah olan şeyleri iptal etmek için, olmıyan şeyleri, dünyanın âdi ve hor görünen şeylerini, seçti; şöyle ki, beşerden hiçbiri Allahın huzurunda övünmesin.». (Pavlus I Korint l, 20-29)

Bu parçayı, şandala ahlakının bu birinci sınıf tanıklığını anlamak için, benim Ahlakın Soykütüğü adlı kitabımın birinci denemesi okunmalıdır: orada ilk kez, soylu bir ahlak ile ressentiment’dan ve güçsüz bir kinden doğan şandala ahlakı arasındaki karşıtlık günışığına çıkarılmıştır. Paulus, kin havarilerinin en büyüğüdür…

Friedrich Nietzsche
Deccal – Hristiyanlığa Lanet, bölüm 43,44,45

İlişkili Yazılar


Leave a Reply