Felsefi Perçin
Bu kalabalıklar uzun anlamda felsefeciyi yanlış anlıyor ve hep bir başka tanımla karıştırıyor: “Kurnaz, tortu toplayıcı, sivri, buyurgan ve yalıtılmışlık kaba insanı!”
Gerçek felsefeci gördüğünüz (burada gördüğümü dile getirdiğim için kanaatimce) felsefi ve bilgece olmayan bir şekilde durur. Kurnazca değil, sürekli tehlikeye sokar kendini ve tehlikeli bir oyun oynar…
Entelektüel lanetin gücünü geride bırakır. Bir perspektif ve imaj yaratmaz. Sıralamadaki yerini sabırla kabul eder… Onur ve tanınma hevesi ve iyi bir ad taşımanın tortusu, iç güveni yoktur.
Ağız her dilsel iletiyi hakikat düşüncesi olarak sivriltebilir. Lakin bunların dışında da hiç bir şey yoktur.
Güçlü felsefeciler, bilim felsefecileri ve düşünürler istemenin doyum sağlayacağı şekilde çoğalmalı – içerisinde güç istemi olmayan lakin, hakikat istemi yasa koymayan ve…
Felsefe mevcut anlamda “hikmet” ile bağlantılıdır, lakin “hikmet” zihnin hazır olma durumu denen bilgelikle açıklanır. Yani zihnin tamlığa yakınlığı… Layıkiyle felsefi imadan geçer…
Felsefe özerklikten ayrıştırma yoluna gider ve tek bireyi aklın, duyguların elverdiği ölçüde parçalara böler. Ve geride ve ileride ve… pek bir şey yoktur.
………………..
Anbean herkes hiçlikten gelir, bu yaşamın gerçek sevincidir.
Eğer boşluğun, herşeyin daima burada olduğu anlamına geldiğini gerçekten anlaşılırsa, bu tür bir yanlış anlaşılma ortadan kalkacaktır. (Ama işte tüm sorunların, ayrıklıkların kaynağı bu anlaşılmadır.)
Tüm bir varlık herşeyin toplamı değildir. Bir bütün varoluşu parçalara bölmek olanaksızdır. O daima buradadır ve çalışmaktadır… Bu aydınlanmadır. Bu nedenle, gerçekte özel bir şey yoktur. ” Göz yoktur, görme ve dokunma yoktur, beden ve zihin yoktur”.
Bu zihnin yokluğu, herşeyi kaplayan bir tam zihindir.
………………..
Felsefenin ne olduğunu öğrenmek zordur. Bir yanılgı payı tüm ahenkleri, bilgileri tozları uçuşturur; dialektik ciddiyet ve zorunluluğun gerçek felsefi birleşimi aynı anda kendini buyurucu kılar. Sözkonusu bu yetkinlik bilgiye gömülüp sonra onu uçuşturan fertlerin ilk anda karşılaştığı muazzam bir hamallık devrine rastgelir.
Düşünme zahmetli bir şeydir: Özgürlük, incelik, tümüyle yetkili oluş, yaratıcı düzenleme, elinde tutma, duyguları doruğuna eriştiren biçimler!
Bu kalabalıklar uzun anlamda felsefeciyi yanlış anlıyor ve hep bir başka tanımla karıştırıyor, tanım stratejiktir:
“Güneş ve ışık” için boğuşmayan, ilerlemenin ve sakınmanın öğrenilmesine ikna olmayan, bencil ahlakın tehlikeli yayını germeyen, kuşatıcı yaşam dolu olmayan, yönsüz olan…. Düşüş, kokuşma ve en yüksek arzuları düşün selice bir araya getiren… “
“Tamamen tehlike kokan (kendine karşı) ve dışarıdan ortalama görünen iflah olmaz tip! “
“Avare bir tempo dışında hiçbirşey olmayan… “
Her dilsel hakikatin içinde özerk bir işleyiş vardır. Bu özerklik yüzünden hakikat “dolayısı ile” bulunur. Felsefe özerklikten ayrıştırma yoluna gider ve tek bireyi aklın ve duyguların elverdiği ölçüde parçalara böler. Ve geride ve ileride ve… pek bir şey yoktur.
Bir soru işareti içtenliksiz tüm okunmalara bulaşır….
………………..
Özel olan hiçbirşey yoktur. Bir insanın bakışı ile bir diğer insanın bakışı “gittim ve geldim” sürecidir. Özel bir şeyler yoktur.
Hepimiz kaynaksız klonlarız: Klon bakışımına sahip demek ikililiğin yokluğu demektir. Bu boşluk ve aydınlanma konularını buradan es geçeyim.
Klonların ilk akıl hücumu soruşturmalarının saflığından gelir.
………………..
Onur Gece



















