Kendi kendimin ürünüysem, senin kaçışın benim için neden özel ve saygın olsun!

“Ben Çeşnekemeram!” dedi, muska kafalı, itar suratlı azam biri…
“Ben Doğranazlım” dedi, evvelki, kanatları süzgeçli bir maksa talam giyinmiş çevi… Hemen önünde Kemeram, kardiasına bağımlı ilik düğmelerini çözüyor:
“Tek tük Kemeram hası yetmez mi, kendimi açığa çıkartmaya!”
“Yetmez!”
“N’olmalı!”
“Çeşne’de bağın dolmalı!”
“Nedenmiş o?”
“Turhal de nasıl gezinirsin, o zaman!”
“Turhali gezinmek için tek Kemeram yetmez mi?
“Yeter!”
“Eeee!”
“Sadece yetecek şeyler bekle, o zaman sen!”
Jasp takınlı Anoushka kem gözlerini süzüp etrafa bulaştı… Dumanlar içinde hem hasbihal neşretti, hem dağılarak turhal de zehri aşikar etti.
“Ben, sen olmasan, Özü nereden bilebilirim?”
Çeşnicevap suratını büzdüğünde, dumanlar gözlerini yakmıştı.
“Yanacak bir çift gözle ise elimi nasıl görebilirim?”
Özsırnacı makam tutmuş hizayı geriledi ve “özel olan kaçıştır!” buyruğuna mahkum oldu.
Kemeram dumanlar içinde Jasp oluğuna sokuldu:
“Kendi kendimin ürünüysem, senin kaçışın benim için neden özel ve saygın olsun! Bana yetecek tek şey bu oluk ya!”
Jasp altın notaları okuyor:
“Nefesinizin doğuştan imgelemi çizilen bir fikri, herşey birbirinden farklı değil…”
Onur Gece




















Külfetinin zayi beti!
Kendimi her ne şekilde olursa olsun açığa, belirgin kılmaya uğraşsamda, özel hissi cismi alımı sarsa bile, husus tek mahvı, yine özel olanın şuurluluk olduğunu kabul edebilir.