Sizler Özel Değilsiniz…

Sizler bu monoton armoninin en alt sesisiniz.
Ulaşamayacağınız tek katlı bir amacınız var.
Bir iki şimdilik varsayımı oyunu istemi içinde
Olanaklı dizelerin şairane tortususunuz.
Bengi oluş yamacınıza dikilmiş..
Siz bu yamaçtaki hırs kadarsınız.
Tek bilginiz tasarladığınızdır.
Kendinize söz geçiremeyecek kadarsınız.
Kaygılıca, koşturup durdunuz,
Elde ettiğiniz sezgisel inanç.
Doğuştan deha olmak istediniz.
Doğuştan estetik kaygınız vardı.
Doğuştan tanrısaldınız.
Doğuştan imgelemi çizilen bir fikirdiniz.
Herşey birbrinden farklı değil…
Sizler suyun üstünde değilsiniz.
Nefes alıyor değilsiniz.
Sert bir elmastınız,
karbonik bir asite dönüşeceksiniz.
Evrensel basamamaklar üstünde farzettiniz
İdeanızın bu upuygun benliğini.
Lakin siz salt biçimsel bir bilgisiniz.
Formunuzu koruyan bir açıklama bu bilgiyle zayıfladı.
Bilgi salt ayrıdır, bilgiler arası ilişiklik yoktur.
Siz başlangıçtan kaybedensiniz.
Sizler özel değilsiniz.
Yaşamın sıradanlığı üzerinde yoğunlaşan,
Farklı farklı bilgilerin organik kalıplarısınız.
Kepçenin üstündeki su gibisiniz.
Akmak isityorsunuz ama askıya alındınız.
Her şey mükemmel gelebilir,
duyularınıza bağlı çeşitli devindiriciler
ve itkilerin kristal oluşumu bu.
Bir bilgi yasası…
Bir nehre, bir okyanusa dönüş isteminiz.
Her şey tamlıktan gelir diyorsunuz.
Her şey hiçlikten geliyor diyorum.
Kendini bilme’nin bakışımını elde ettiğinizde,
Sizler farkındalığa belirlenmiş itkilersiniz.
Fark kalabalığı yasası çıkardınız.
Sizler barındığınız gövdeniz değilsiniz.
Her inanç için bir özsuyu buldunuz.
Bu dünya istemenin ortaya çıkışıdır.
Siz bilgi kalıplarının yasalarıncasınız.
Duyusal algının dar küresi üstündesiniz.
Kendi ölümünüzün kesinliğini taşıyorsunuz.
Tiz notalar ve bas notalar aynıdır.
Kişi kendisine ilişkin bilginin ışığında üretilen bir ürün değil, tersine bütün bilgilerden önce kendi kendisinin ürünüdür. Bilgi olsa olsa sonradan meşale için kullanılıyor, aydınlatmak için.
Bu yüzden kişi şöyle ya da böyle olmaya karar veremez, olduğundan başkası da olamaz. Başlangıçtan bilginin organik bir kalıbıdır, ne ve kim olduğunu yaşantısının kalıbı içinde bilir.
Özel olan hiçbir şey yoktur.
Onur Gece




















Bacaklarım beni neden tutuyormuş ki ayakta?
Söylediğin gibi pekçoğu. Hatta öyle ki günü geldiğinde dalgalandığıma da şahit oldum hiçlikte. Adım adım ne yaşadığımı sayabileceğim birgünün akşamında başımı yastığa koyduğumda o gün içinde aklıma bile gelmemiş tanımsız duygu ve düşünce parçacıkları belli belirsiz gelip gidiverdi usul usul. benden geriye kalan tekşeydi kendim o da sadece hissettiğim bir karanlığın ortasına doğru yolculuktaydı. ben kimim ki? sonra en başa döndük bengi, sendi bendi derken ben kimim ki? Doğru söylemenin değeri var. peki başlangıcımıza da götürebilir misin bizi?
Başlangıç söylemini dillendirdiğin andır. Ve Söylem devam ediyorken bengi oluş kendine döngüsünü yeniden ve yeniden devam ettiryor… Hatta öyle ki yok! Belki yok! Söylediğim gibi değil! Geriye kalan yok! Doğru zerrede boğumlu bir sanı! Tek olan hiç, hiç olan tek!